Header Ads

Hermogenes'in Eserleri"Magnesiae Artemis Leukophryene Tapınağı"

Hermogenes'in Eserleri
Vitruvius'a göre, Hermogenes iki tapınağa imza atmıştır. Bunlardan birisi Magnesia'daki Artemision (Diana Tapınağı), diğeri ise Teos’taki Dionysos (Bacchus Baba) Tapınağı'dır. Ancak Priene'de bulunan 207 numaralı yazıttaki ifadeler bir üçüncü tapınağa daha işaret etmektedir. Ancak, bu tapınağa ait bugüne kadar herhangi bir belge bulunamamıştır. Bu nedenle şimdilik üzerinde şüphe bırakmayacak şekilde kesin olarak birleşilmiş iki tapınağı tanıtılacaktır.


Magnesiae Artemis Leukophryene Tapınağı


Magnesia’daki Artemis Tapınağı, Ortaklar-Söke karayolunun hemen kenarında yer almaktadır. Tapınak, ilki 1891–93 yılları arasında, diğeri ise O. Bingöl tarafından 1994 yılından bu yana sürdürülen kazılarla gün ışığına çıkartılmıştır.
Magnesia'daki Artemis Tapınağı ölçüleri ile Hellenistik döneme ait en büyük dördüncü tapınaktır Diğer bir ifade ile Anadolu'nun en büyük tapınağı değildir. Ancak Strabon'un da vurguladığı gibi tüm mimari elemanların birbirleri arasında uyumunun sağlandığı en mükemmel tapınaktır. Bu özelliği ile antik çağ yazarlarından Strabon'un da dikkatini çekerek, Anadolu'nun önemli tapınakları arasında saymasına neden olmuştur: "Bu günkü kentte Artemis Leukophryene Tapınağı bulunur. Bu tapınağın kutsal alanının ölçüleri ve adak eşyalarının sayısı Ephesos'daki tapınaktan daha aşağıdır, fakat kutsal alanın yapılışındaki incelik ve uyum ondan daha çok yüksektir1 (XIV, I, 40, 467).

Magnesiae Artemis Leukophryene Tapınağı ve Pseudodipteros Planın Getirdikleri:
"Magnesiae Artemis Leukophryene Tapınağı"planı
Tapınaklar çoğunlukla ya tek (peripteros), ya da çift sıra sütunla (dipteros) çevrilmiştir. Ancak burada farklı bir uygulama karşımıza çıkmaktadır: Dipteros planlı tapınaklarda yer alan çift sıra sütundan, iç sırada olması gerekenler yapılmayarak, 34 sütunun yeri boş bırakılmıştır. Böylece görünümü çift sıralı olan, ancak gerçekte tek sütun sırası bulunan bir model ortaya çıkmıştır. Bu tip plan tapınak mimarisinde, pseudodipteros, diğer bir ifade ile yalancı dipteros olarak adlandırılmaktadır. Bu tasar tipine göre, sütunlarla sella duvarları arasındaki açıklık eksenden eksene tam iki boyunduruk olmaktadır. Böylece, Vitruvius'un da vurguladığı gibi, hem tapınağı ziyarete gelenlerin olumsuz hava koşullarından korunması için bir alan kazanılmış, hem de tapınağın inşası aşamasında sütun sayıları azaltılarak zaman ve paradan tasarruf edilmiştir. O. Bingöl'ün 1997 fiyatlarını baz alarak yapmış olduğu bir hesaplamaya göre bu uygulama ile 2.720 trilyon liralık tasarruf söz konusudur. Bu hesaba zamandan yapılan tasarrufun dahil edilmediğinin altı özellikle çizilmelidir.
• Bu tasarın mimariye kazandırdığı diğer bir fayda ise derin mekanlar nedeniyle oluşan ışık gölge kontrastının tapınağın görünümüne görkemli bir hava kazandırmasıdır. Drerup'un çalışmasında kullandığı Artemision'un İstanbul'daki maketinde bu durum daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Hermogenes Artemision'da uygulamış olduğu bu tasar ve oranlar arasındaki matematiksel uyumla, hem, yukarıda da vurgulandığı gibi, önemli ölçüde tasarruf sağlamış, hem de yapının güzelliğini azaltmamış, bilakis artırmıştır.
• Ekonomik tasarruf tapınağın her aşamasında karşımıza çıkmaktadır. Örneğin yapıda görülebilen sütun başlıkları ve benzeri mimari parçalar tüm ayrıntıları ile işlenirken, içte, yani görünmeyen yerlerde kullanılan mimari elemanlar salt belirleyici kaba hatları ile işlenmişlerdir.
• Tapınağın iç yapısı üç bölümlüdür: Pronaos ve naos dörder boyunduruk, opisthodomos ise iki boyunduruk derinliğindedir. Oranlardan da anlaşılabileceği gibi, Anadolu tapınak mimarisindeki derin pronaosa olan eğilim, burada daha da artarak, pronaos derinliği sellanın kine eşit bir duruma gelmiştir. Opisthodomos, Yüksek Hellenistik dönemin genişlik kavramına uygun olarak büyütülmüştür. Artemis heykeli, sella içinde temelleri halen görülebilen bir kaide üzerine yerleştirilmiştir.
• Merkezdeki sütun aralarının geniş tutulması Sardes Apollon Tapınağı'nda olduğu gibi, Anadolu’da yerleşmiş geleneksel bir İon mimarisi özelliğidir ve aynı zamanda Hellenistik dönem mimarlık anlayışına uygun düşmektedir. Orta sütunların belirgin bir şekilde ayrılması ile hem eksen düzenine olan eğilim ortaya konmuş, hem de Anadolulu bir özellik olarak girişler vurgulanmıştır. Sütun merkezleri arasındaki açıklık 3,94 metredir; ancak ön ve arka sıranın ortasındaki sütunların merkezleri arasındaki uzaklık daha fazla olmak üzere 5,25 metredir.
Hermogenes Ve Magnesiae Artemis Leukophryene Tapınağı Özellikleri
 Kazı çalışmaları sonucunda tapınağın bugün görülebilen kalıntılarının altında daha eski bir evresinin olduğu saptanmıştır. İpuçlarından, buradaki eski tapınağın da büyük bir olasılıkla ana tanrıça adına inşa edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu eski tapınak, O. Bingöl'e göre Themistokles'in tapındığı, Anakreon’un hakkında şarkı bestelediği Artemis'e ait tapınak olmalıdır. Eski Artemision kaba kireçtaşından olup, sütun kaideleri Anadolu-İon yani Ephesos tipindedir. Sütun gövdelerinde 32 yiv vardır ve bunların kesitleri yarı eliptik biçimdedir. Anlaşılan bu erken tapınak daha küçük boyutlara sahiptir ve önünde 6 sütun yer almaktadır. Uzun yüzde kaç adet sütunun bulunduğu ise henüz bilinmemektedir.

 Günümüze ulaşabilen kalıntılar Artemision'un ikinci evresine aittir. Mimari parçalar önemli ölçüde dünyanın değişik müzelerine götürülmüş olsa da, henüz tapınak civarında bulunan in-situ parçalardan hareket ederek yapının kısmen anastylosisini yapmak olasıdır. Tapınağa ait kalıntılardan bazıları Berlin'deki Pergamon Müzesi’nde, friz plakaları ise ayrıca Paris'teki Louvre Müzesi ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde bulunmaktadır.

 Tapınağın Hellenistik evresinin mimarının Hermogenes olduğu Vitruvius'un anlatılarına göre açık bir şekilde bellidir. Tapınak, 41 X 67,5 metre stylobat ölçülerinde olup, İon düzeninde 8x15 sütunlu bir pseudodipterostur ve önce yedi, sonra altı basamakla çevrili bir podyum üzerinde yükselmektedir. Sütun kaideleri Attika tipindedir ve üst yapıyı 174,58 metre uzunluğunda bir friz süslemektedir.
 Tapınağın girişi batıya bakmaktadır.
 Tapınak bir dama tahtası sistemine göre inşa edilmiştir. Yani bütün sütun ve duvarlar, bir eksenler sistemi üzerine oturtulmuştur. Bu sistemin birimini, bir kenarı iki sütun ekseni arasındaki uzaklıktan (boyunduruk) oluşan 3.94 metrelik kareler oluşturmaktadır.
 Tapınakta, kısa cephelerde sekiz, yanlarında onbeş, pronaosun içinde iki, naosun içinde altı, pronaos ve opisthodomosun ante duvarları arasında ikişer olmak üzere toplam 54 sütun bulunmaktadır. 
"Magnesiae Artemis Leukophryene Tapınağı"giriş



• Pronaos, sella ve opisthodomos içinde yer alan sütunların, peristasisde uzun ve kısa kenarlardaki sütunlarla aynı eksen üzerinde olduklarına işaret etmek gerekir. Aynı şekilde, doğu ve batı alınlıkların ortasındaki kapılar, plandaki simetriye paralel bir ikinci doğrultu oluşturmaktadır. Eksen düzenine duyulan eğilim kuzey-güney doğrultusunda da göze çarpmaktadır. Pronaos, sella ve opisthodomos içindeki bütün sütunların, istisnasız bir şekilde uzun yanlarda sıralanan sütunlarla aynı eksen üzerinde durdukları görülmektedir. Daha önceki tapınakların hiçbirinde böyle katı bir simetri başarılabilinmiş değildir. Hermogenes buradaki başarısı ile bir anlamda kendisini de aşmıştır. Çünkü ilk olarak Teos’taki Dionysos Tapınağı'nda uyguladığı bu simetriyi, pronaosu naosdan ayıran bölme duvarını bir ölçü daha geri çekerek ideal duruma getirmiştir.
• Böylece, hem sütunlarla bölmeleri birbirinden ayıran duvarlar aynı eksen üzerine getirilmiş, hem de daha derin bir pronaos elde edilmiştir. Burada özellikle Pytheos'un Priene'deki Athena Tapınağı'na dikkatleri çekmek isteriz. Katı simetrinin öncülerinden olan Pytheos bu konuda Hermogenes'in gerisinde kalmıştır.

"Magnesiae Artemis Leukophryene Tapınağı"sütun özellikleri
• Tapınağın sütun kaideleri Attik tiptedir. Üst torusları kiminde defneyaprakları, kiminde örgü bandı ile bezenmiş olan bu kaideler, Attik özellik olarak Anadolulu olan Anadolu-İon (Ephesos) tipi kaidelerin yerine kullanılmıştır. Sütunların alt çaplan 1,40 metre, merkezleri arasındaki açıklık 3,94 metre ve iki sütun arasındaki açıklık 2,54 metre olduğuna göre, iki sütun arası uzaklık 1,81 metre sütun alt çapına, yani yaklaşık 2 sütun alt çapına eşit olmaktadır. Sütun alt çaplarının sütun açıklığına oranı: 1,43: 2,51= 1: 1 3/4 = 4,7. Böylelikle tapınak, sütun aralıklarına dayanılarak yapılan sınıflandırma içindeki beş tapınak tipi arasında, eustylosdan çok, u Systylos " uygulamasına daha yakındır. Tam olarak saptanamamış olsa da, yükseklikleri yaklaşık 12 metre olarak varsayılan Artemision'un sütunları alt çaplarının 9 1/2 katı kadardır.
• 24 yivli sütunların üzerinde İon başlıkları bulunmaktadır. Başlıklar, hem sütunun yivli üst bölümüyle birlikte yapılmalarıyla, hem de yan taraflarındaki (polster) bezemelerinin çeşitlilik göstermeleri açısından O. Bingöl'e göre İon mimarisi için diğer bir ilki oluşturmaktadır. Başlıkların üst sınırında Lesbos kymationları bulunmaktadır.
• Başlıkların taşıdıkları üstyapının ilk elemanı baştabandır. Onun üstünde Amazonlar ile Grekler arasındaki savaşın (Amazonomakhie) konu edildiği toplam uzunluğu 174,58 metre olan friz yer alır. Bu frize ait plakalar İstanbul Arkeoloji, Paris Louvre ve Berlin Pergamon müzelerinde korunmaktadır.

• Frizin altında ve üstünde diş sırası ve saçak adı verilen elemanlardan sonra, alınlık bölümü gelmektedir. Alınlıkta, ortada büyük, yanlarda iki küçük kapı yer almaktadır. Çatının etrafında aslan başlı çörtenli (res. 14), lotus-palmet ve rankelerle bezeli sima, alınlığın köşelerinde ise akroterlerle üst yapı hareketlenmiştir.
• Pseudodipteros plan, taşıyıcı sütun sayısının azaltılması nedeniyle üst yapının hafif tutulmasını zorunlu hale getirmektedir. Gerçekten, Yüksek Hellenistik dönemde görülen frizin, Geç Helenistik'te devam etmeyişinin, arşitrav fascialarının sayıca üçten ikiye indirilişinin, metop ve triglyph yüksekliklerinin azaltılarak sayılarının çoğalmasının nedenleri üstyapının hafifletilmesin yönelik çalışmalar olmalıdır. Üstyapının hafifletilmesine doğru ilk adım daha önce Ephesos’taki Artemis Tapınağı'nın Hellenistik evresinde atılmıştır.
• Tapınağın alınlığında yer alan bir kapı ve iki pencere, boş alanı gölge ve ışık oyunlarıyla hareketlendirmekle kalmayıp, aslında sütunları, aşırı bir yükten de kurtarmıştır. Alınlıktaki kapı ve pencerelerin yapılış nedenleri arasında ayrıca yapısal ve estetik sorunlar da olmuş olmalıdır.
"Magnesiae Artemis Leukophryene Tapınağı"frizleri
• Magnesia'da bulunan ve 16 numaralı olarak adlandırılan yazıtta tanrıçanın epiphaniesinden bahsedilmektedir. Epiphanie, tanrının kendisini mucizevî bir şekilde insanlara göstermesi anlamına gelmektedir. Uzun bir süre alınlıktaki bu kapıların tören günleri açıldığı ve tanrıça Artemis'in taşınabilen bir yontusunun halka gösterilerek epiphanie olayının canlandırılmak istendiği varsayılmıştır. Ancak O. Bingöl, farklı olarak bu kapıların tapınağın içerisinde yer alan tanrıçanın kült yontusunu mucizevî şekilde aydınlatmak amacıyla kullanıldığını düşünmektedir. Bingöl'e göre, aynı zamanda bir gece tanrıçası olan Artemis'in kült yontusu, yılın belli bir ayında ve dolunaylı bir gecede batıya yönelik alınlığın orta kapısından giren ışıkla aydınlatılmıştır. Bilgisayar verilerine göre ay, bazı dolunaylarda Artemis tapınağının tam karşısına, alınlık orta kapısı ve Artemis heykeli ile bir doğru oluşturacak şekilde ve belli bir açı ile gelmektedir. Bu dolunaylarda, zifiri karanlıkta bulunan altın kaplama Artemis heykeli alınlığın ortasındaki kapıdan giren ay ışığıyla aniden aydınlatılarak, tapınağın dışında bekleyen insanlara gösterilmiştir. Kentte bulunan 98 numaralı yazıtta Artemis şenliklerinin genellikle dolunaylı gecelerde yapılmış olduğunun bildirilmesi bu yeni savın haklılığına açık bir belgedir.
• Üst örtü hakkında kesin bir bilgi mevcut değildir. Ancak, Magnesiae kazısı başkanı O. Bingöl, pseudodipteros olması nedeniyle iki boyunduruk genişliğinde (7.88 m.) olan pteromanın ve pronaosun tavanlarının, özellikle ortadaki dört sütunun üstüne gelen bölümde ahşap malzeme kullanıldığı kanısındadır.

• Tapınağın içine, günümüze kadar korunamamış olsa da, Artemis Leukophryene ait bir kült yontusu dikilmiştir. Görünümü konusunda Magnesiae sikkeleri önemli ipuçları sunmaktadır. Sikkelere göre Magnesiae Artemis'i, Ephesos Artemis'i gibi aşağı doğru incelen vücudunu sıkıca saran bir giysi içindedir. İki yana açtığı ellerinde yün yumağı tutmaktadır. Başında yüksek bir başlık (polos) taşır. Göğüs bölgesinde çok sayıda, yumurtaya benzer yuvarlak çıkıntı (olasılıkla bereket sembolü olarak meme) bulunmaktadır.
• Artemision'da, varlığından daha önce de sözü edilen eksen düzenine duyulan eğilim, daha sonraki dönemlerde de varlığını sürdürmüş, Roma sanatında ve Avrupa'nın barok şehir planlamasında geliştirilerek kullanılmıştır.
• Tapınağın sunağı, batıdadır ve 15,80 χ 23,10 metre ölçülerindedir. Çevresi, traverten bir altyapı üzerine yerleştirilmiş mermer plakalarla döşelidir. Bulunan yapı elemanlarına göre sunak, sütun ve yarım sütunlu portikolarla çevrilidir. Sunağın tipi konusunda tartışmalar henüz sona ermemiştir. Resim 41'de yer alan dört farklı ayağa kaldırma önerisi sorunun büyüklüğünü açık bir şekilde göz önüne sermektedir. Problemli diğer bir yön ise, sunağa ait olduğu üzerinde birleşilen heykel ve kabartmaların, sunak üzerine nasıl yerleştirileceğidir. Sunağın batı - cephesinde kurbanlıkların bağlandığı demir halkaların yuvaları varlığını hâlâ devam ettirmektedir. Sunak kabartmalarında 12 büyük tanrının yer aldığı varsayılmaktadır. Kabartmalar 3,15 metre yüksekliğindedir. Bu ölçü ile 2,05 metre yüksekliğe sahip Pergamon Zeus Sunağı'nı geride bırakacak orandadır. Bu kabartmalar B. Schmaltz'a göre, propylona bakan uzun yüzde yer almaktadır.
• Sunağın kuşku duyulmayan yanı İon düzenindeki üstyapısıdır. Üç faskialı baştaban üzerinde girland ve boğa başlan ile bezeli bir friz yer alır. Diş sırası, geison ve sima üst yapıya ait elemanlar arasındadır. Sunağın dönemi konusunda geç. 3. yüzyıl (yaklaşık İ.Ö. 220 civarı) ve 2. yüzyılın ortaları olmak üzere başlıca iki ayrı tarih üzerinde durulmaktadır. Her iki tarih de Hermogenes'in yaşadığı dönemi belirleme konusunda bizim açımızdan bir sorun yaratmamaktadır. Çünkü Sunak için geç 3. yüzyıl tarihi kabul edilse bile, Hoepfner'in sunağın yerleştiriliş şekli nedeni ile ortaya koyduğu gibi, Sunak Hermogenes tapınağının inşasından önceki bu tarihte, O. Bingöl'ün izlerini açık bir şekilde sergilediği tapınağın bir önceki evresi içinde adanmış olabilir.

YAZIDA MERAK ETTİĞİNİZ BİLGİLERİ VEYA BENZER YAZILARI BULMAK İÇİN ARAMAYI KULLANABİLİRSİNİZ

YAZI HAKKINDA YORUMLAR

Hiç yorum yok