UNESCO Geçici Miras Listesindeki Justinianus Köprüsü 8 Yıllık Restorasyonun Ardından Yeniden Ziyarete Açıldı
Justinianus Köprüsü 8 Yıllık Restorasyonun Ardından Açıldı: Kazılar Beşköprü’nün Bilinmeyen Tarihini Ortaya Çıkardı
Köprü ne zaman yeniden açıldı?
DHA ve Turizm Gazetesi’nin 5 Ağustos 2026 tarihli haberlerine göre Justinianus Köprüsü’nde 2018’de başlayan restorasyon ve arkeolojik kazı çalışmaları sekiz yılın ardından tamamlandı ve yapı yeniden ziyaretçilere açıldı.
Karayolları Genel Müdürlüğünün proje tanımı, restorasyon işinin köprüyle birlikte zafer takı, apsisli yapı, tonozlu yapı, sarnıç ve çevre düzenlemesini kapsadığını gösteriyor. Bu yönüyle çalışma yalnızca köprü taşlarının onarımından ibaret değildi.
UNESCO statüsü tam olarak nedir?
Justinianus Köprüsü, Türkiye tarafından 2 Mayıs 2018’de UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne sunuldu. UNESCO sayfasında kültürel miras olarak (iii) ve (iv) kriterleriyle değerlendirilen alanın referans numarası 6347’dir.
Burada önemli ayrım şudur: köprü henüz UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne kaydedilmiş değildir. Geçici Liste, gelecekte Dünya Mirası adaylığı hazırlanabilecek alanları içerir.
365 metre mi, 370 metre mi, 429 metre mi?
Justinianus Köprüsü için farklı yayınlarda farklı uzunluklar görülmesinin nedeni ölçüm sınırlarının değişmesidir.
- UNESCO: ana taş köprü yapısını dayanaklarla birlikte yaklaşık 365 m verir.
- KGM: döşeme uzunluğunu 346,50 m, apsisli yapıya kadar toplamı yaklaşık 370 m olarak verir.
- Bazı eski yayınlar: yaklaşım dolguları ve ek unsurları da kapsayan yaklaşık 429–430 m değerini kullanır.
Bu nedenle ana köprü gövdesi anlatılırken UNESCO’nun 365 m ölçüsünü kullanmak, farklı ölçümlerin nedenlerini de not etmek daha sağlıklı bir yaklaşımdır.
Köprü ne zaman inşa edildi?
Köprü Doğu Roma İmparatoru I. Justinianus döneminde, Konstantinopolis ile doğu eyaletleri arasındaki ulaşım ve askerî iletişimi güçlendirmek amacıyla inşa edildi.
Yerel resmî kaynaklarda yapım tarihi çoğunlukla MS 558–560 veya 558–561 aralığında verilir. UNESCO ise antik kaynaklardaki başlangıç tarihi tartışmasına dikkat çeker ve yapının MS 562’de tamamlandığını belirtir.
12 kemerli mühendislik sistemi
UNESCO tanımına göre köprü kireçtaşı bloklardan inşa edilmiştir. Yaklaşık 23 m açıklığa sahip yedi büyük ana kemere, taşkın sırasında suyun geçişini kolaylaştıran beş daha küçük açıklık eşlik eder. Toplam kemer sayısı 12’dir.
Altı ana orta ayak yaklaşık 6,5 m yüksekliğinde ve 6 m genişliğindedir. Ayakların iki yönündeki mahmuzların farklı geometrilere sahip olması, köprüyü Roma köprüleri arasında teknik olarak özel kılan başlıca özelliklerden biridir.
Köprünün 9,85 metrelik genişliği de dikkat çekicidir. Ancak bunu tek başına “çift yönlü yoğun trafik için yapıldığının kanıtı” diye yorumlamak yerine askerî lojistik, anıtsallık ve imparatorluk temsiliyle birlikte değerlendirmek gerekir.
2018–2025 kazılarında neler bulundu?
Restorasyonla birlikte sürdürülen kazılarda kamuoyuna açıklanan envantere göre:
- 15 bronz sikke,
- haç motifli mermer sütun başlığı,
- mermer sütun ve sütun parçaları,
- iki mermer yazıt parçası,
- bronz spatül,
- bronz yüzük,
- bronz iğneler
bulundu. Bu küçük buluntuların ayrıntılı tarihlemesi ve stratigrafik kontekstleri yayımlandığında köprü çevresindeki kullanım evreleri daha net anlaşılacaktır.
Hamam, sarnıç ve tonozlu yapılar ne anlatıyor?
Kazıların en önemli sonuçlarından biri taşınabilir eserlerden çok mimari kalıntılardır. Köprü çevresinde Geç Roma–Erken Bizans dönemine ait hamam kompleksi, hamama su sağlayan sarnıç, tonozlu yapılar ve köprünün altında mahzen benzeri bir bölüm ortaya çıkarıldı.
Bu veriler, köprü çevresinde yol kullanıcılarına ve bölgesel faaliyetlere hizmet eden daha karmaşık bir yapı topluluğu bulunduğunu düşündürüyor. Haber kaynaklarında askerî lojistik, ticaret ve liman işlevlerinden söz ediliyor; ancak “liman” yorumunun kesinleşmesi için rıhtım, iskele veya benzeri doğrudan arkeolojik verilerin ayrıntılı yayını önemlidir.
Sakarya Nehri neden artık köprünün altından akmıyor?
Köprü bugün Çark Deresi üzerinde görünür. UNESCO değerlendirmesine göre yapı başlangıçta Sangarios/Sakarya Nehri’nin eski yatağını geçmek üzere inşa edilmişti.
Sakarya’nın ana yatağının muhtemelen 13. yüzyılda doğuya kaydığı ve eski yatağın daha küçük Melas/Çark suyuyla ilişkilendiği düşünülüyor. Bugünkü ana nehir kolu köprünün yaklaşık 3 km doğusundadır.
Bu nedenle köprünün bugün küçük bir akarsu üzerinde görünmesi, “yanlış yere yapılmış” olduğu anlamına gelmez; yaklaşık 1.500 yıllık peyzaj ve hidroloji değişiminin sonucudur.
Apsisli yapı ve kayıp zafer takı
UNESCO dosyasına göre köprünün batı girişinde geçmişte yaklaşık 10 m yüksekliğinde anıtsal bir zafer takı bulunuyordu. Bu yapı günümüze ulaşmamıştır.
Diğer uçta ise yaklaşık 11 m yüksekliğinde beşik tonozlu apsisli yapı kalıntısı vardır. İşlevi kesin değildir. UNESCO, yapının zafer takıyla görsel denge kurmuş olabileceğini ve doğuya bakan apsisin açık hava kutsal yapısı olasılığını düşündürdüğünü belirtir.
Restorasyon hakkında neyi biliyoruz?
Doğrulanabilen proje bilgilerine göre çalışmalar yapısal güçlendirme, köprü ve ek yapılarının restorasyonu, arkeolojik kazı ve çevre düzenlemesini kapsadı. 2018’de başlayan süreç kazılar, uygulamanın farklı etapları ve pandemi döneminin etkisiyle planlanan takvimin ötesine uzadı; proje 2026’da tamamlandı.
Buna karşılık kamuya açık ayrıntılı restorasyon raporu görülmeden “özgün Horasan harcı laboratuvar analiziyle yeniden üretildi”, “ayaklar mikro-enjeksiyonla güçlendirildi” veya “bütün taş yüzeyler belirli kimyasallarla temizlendi” gibi teknik ifadeler kesin bilgi olarak kullanılmamalıdır.
Plinius’un kanal projesi köprüyle ilişkili mi?
Bitinya’daki iç su yollarını Nikomedia Körfezi’ne bağlama düşüncesi Roma dönemine kadar uzanır. Genç Plinius, İmparator Traianus’a mektuplarında Sapanca Gölü çevresinde bir kanal projesi önermiştir.
Daha sonraki araştırmacılar Justinianus Köprüsü’nü de bölgenin uzun süreli ulaşım ve su yolu projeleri içinde tartışmıştır. Ancak köprünün doğrudan “Boğaz’ı bypass edecek dev bir kanal sisteminin parçası” olarak inşa edildiğini kanıtlayan kesin arkeolojik veri bulunmamaktadır.
Arkeolojik Değerlendirme
Justinianus Köprüsü restorasyonunun en önemli sonucu, 1.500 yıllık anıtın yalnızca taş kemerlerden ibaret olmadığını ortaya koymasıdır.
Hamam, sarnıç, tonozlu yapılar, yazıt parçaları ve küçük buluntular; köprü çevresinde daha karmaşık bir yol ve hizmet peyzajı bulunduğunu gösteriyor. Bu nedenle koruma yaklaşımının yalnızca köprü gövdesine değil, Beşköprü Arkeolojik Sit Alanı’nın bütününe odaklanması gerekir.
UNESCO adaylığında da yapının değeri tek başına uzunluğu veya yaşı değildir. Geç Roma mühendisliğinin bölgesel coğrafyaya verdiği teknik cevap, anıtsal giriş yapıları, askerî-ulaşım ağı içindeki konumu ve korunmuş fiziksel bütünlüğü birlikte önem taşır.
2026 sonrası en gerekli adımlardan biri, sekiz yıllık kazı ve restorasyonun ayrıntılı bilimsel raporunun yayımlanmasıdır. Sikke tarihlemesi, yazıtların epigrafik yayını ve hamam-sarnıç kompleksinin evreleri açıklandığında Beşköprü’nün tarihi çok daha sağlam biçimde yeniden kurulabilir.
Kaynakça ve Dış Bağlantılar
- DHA, 5 Ağustos 2026 – Restorasyonun tamamlanması ve arkeolojik buluntular
- Turizm Gazetesi / DHA, 5 Ağustos 2026 – Yeniden açılış ve kazı sonuçları
- UNESCO World Heritage Centre – The Bridge of Justinian, Ref. 6347
- Karayolları Genel Müdürlüğü – Tarihi Sangarios Köprüsü restorasyon uygulama işi
- T.C. Sakarya Valiliği – Justinianus Köprüsü
- Kültür Portalı – Beşköprü Arkeolojik Sit Alanı
- Wikimedia Commons – Sangarius/Justinianus Köprüsü görselleri
Sık Sorulan Sorular
Justinianus Köprüsü UNESCO Dünya Mirası mı?
Henüz değil. Köprü 2018’den beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor.
Justinianus Köprüsü kaç metre?
UNESCO ana taş köprü yapısını dayanaklarla birlikte yaklaşık 365 m olarak verir. KGM döşeme uzunluğunu 346,50 m, apsisli yapıya kadar toplamı yaklaşık 370 m olarak ölçer.
Köprü kaç kemerlidir?
Toplam 12 kemer açıklığı vardır: yedi büyük ana kemer ve beş küçük taşkın açıklığı.
Köprü ne zaman tamamlandı?
Yerel kaynaklarda 558–560/561 tarihleri kullanılırken UNESCO antik kaynaklara dayanarak yapının MS 562’de tamamlandığını belirtir.
Restorasyon sırasında neler bulundu?
15 bronz sikke, mermer yazıt parçaları, haç motifli sütun başlığı, bronz küçük buluntular ile hamam kompleksi, sarnıç ve tonozlu mimari kalıntılar ortaya çıkarıldı.