İngiltere'de Tunç Çağı Höyüğünün Çok Katmanlı Tarihi: Roma Tapınağı ve İdam Alanı Olarak Yeniden Kullanım
Red Lodge’da Tunç Çağı Höyüğünün 3 Bin Yıllık Dönüşümü: Roma Kutsal Alanı ve Olası Orta Çağ Darağacı
Red Lodge alanı nerede ve ne zaman kazıldı?
Alan, İngiltere’nin doğusundaki Suffolk’ta, Red Lodge yerleşiminde Land East of Kings Warren adıyla kaydedildi. Archaeology South-East, 2016 yılında planlanan konut gelişimi öncesinde önce değerlendirme hendekleri, ardından yaklaşık iki hektarlık geniş alan kazısı gerçekleştirdi.
Suffolk Historic Environment Record’da RDL 002 koduyla yer alan saha; Erken Neolitik çukurlar, Erken Tunç Çağı ring-ditch’i, Demir Çağına ait sınırlı buluntular, Roma dönemi kutsal kompleks ve tek bir Orta Çağ gömüsü içeren çok dönemli bir arkeolojik alan olarak tanımlanıyor.
Proje RPS/CgMs Consulting aracılığıyla Crest Nicholson (Eastern) adına yürütüldü ve Suffolk County Council Archaeological Service tarafından arkeolojik standartlar açısından izlendi.
Erken Tunç Çağı höyüğü: gerçekten mezar bulundu mu?
Alanı tanımlayan en eski büyük anıt yaklaşık 45 metre dış çapa ve 35–38 metre iç çapa sahip dairesel bir hendektir. Hendek 2,9–6,2 metre genişliğe ve kazılan kesimlerde 1,8 metreye kadar derinliğe ulaşmıştır.
Arkeologlar bu ring-ditch’i, merkezinde toprak bir höyük bulunan Erken Tunç Çağı yuvarlak höyüğü/barrow olarak yorumluyor. Ancak tarımsal faaliyetler höyüğün büyük bölümünü ortadan kaldırdığı için kazıda merkezî toprak yığınına veya orijinal gömüye ait doğrudan kalıntı bulunmadı.
Dolayısıyla “Tunç Çağı mezarı bulundu” demek yerine “Tunç Çağına ait bir mezar anıtının ring-ditch’i bulundu” demek daha doğrudur. Yapının büyüklüğü, çevresindeki çağdaş yerleşim izlerinin azlığı ve peyzajın hafif yükseltili noktasına kurulması, anıtsal/funerary işlev yorumunu destekliyor.
MÖ 2200–1600 tarihi nasıl belirlendi?
Ring-ditch’in alt dolgularında tarihleme sağlayacak yeterli tanısal buluntu olmadığı için araştırmacılar Optically Stimulated Luminescence (OSL) yöntemine başvurdu. Alt hendek dolgularından alınan örnekler, anıtın yaklaşık MÖ 2200–1600 arasında oluştuğunu gösterdi.
OSL, mineral tanelerinin en son ne zaman güçlü biçimde ışığa maruz kaldığını belirlemeye çalışır. Bu nedenle özellikle seramik veya organik materyalin bulunmadığı toprak dolgularının tarihlenmesinde önemli bir yöntemdir.
Bu sonuç Red Lodge anıtını Erken Tunç Çağına güvenilir biçimde yerleştirirken, höyüğün tüm kullanım evrelerinin aynı tarihe ait olduğu anlamına gelmez. Ring-ditch daha sonra Roma döneminde yeniden kesilmiş ve geç dönem dolguları Roma buluntuları içermiştir.
Demir Çağı’nda anıt hâlâ hatırlanıyor muydu?
Red Lodge’da Demir Çağı faaliyetleri son derece sınırlıdır. Buna rağmen ring-ditch içerisinde büyük bir Erken Demir Çağı kap parçası ele geçirilmesi, anıtın bu dönemde hâlâ peyzajda fark edilen bir unsur olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor.
Forshaw, Tunç Çağı anıtının özgün anlamının aradan geçen yaklaşık 1500 yıl boyunca aynen korunmuş olmasının çok düşük ihtimal olduğunu vurgular. Daha olası senaryo, eski anıtın farklı topluluklar tarafından yeniden yorumlanması ve yeni anlamlarla ilişkilendirilmesidir.
Dolayısıyla burada “kesintisiz aynı kült” veya “Tunç Çağı dini Roma dönemine kadar sürdü” gibi bir sonuç çıkarılamaz.
Roma döneminde 3,2 hektarlık kutsal alan
Roma döneminde Red Lodge’un işlevi belirgin biçimde değişti. Eski höyük/ring-ditch, yaklaşık 200 × 160 metre, yani yaklaşık 3,2 hektar büyüklüğünde dikdörtgen bir kutsal çevreleme alanının yaklaşık merkezine alındı.
Roma dini mimarisinde bu tür kutsal çevreleme alanları temenos olarak adlandırılır. Red Lodge’daki sınır hendekleri erken Roma döneminde oluşturulmuş, kutsal alanın kullanımı ise geç Roma dönemine kadar devam etmiştir.
Burada dikkat çekici olan şey, Roma topluluğunun tarihöncesi anıtı yok etmesi değil; aksine onu yeni kutsal mekânın odak noktası haline getirmesidir.
Tapınım yapısı gerçekten bir tapınak mı?
Ring-ditch’in hemen doğusunda on direk çukuruyla tanımlanan yaklaşık 5 × 4,5 metre ölçülerinde küçük dikdörtgen bir yapı bulundu. Arkeologlar yapıyı bir shrine, yani küçük tapınım/kutsal yapı olarak yorumluyor.
Yapı muhtemelen tek katlı ve tek mekânlıydı. Taş duvar bulunmadığından ahşap iskelet ve wattle-and-daub tekniğinde duvarlara sahip olduğu düşünülüyor. İçerideki iki düzenek bir altar veya lararium benzeri ritüel odakla ilişkilendirilebilir.
Kazıda yapının yakınından yaklaşık 48 kg boyalı duvar sıvası ve 111 kg çatı kiremidi ele geçirildi. Sıvalardaki beyaz, kırmızı, pembe ve yeşil renkler, küçük ve kırsal bir yapı olmasına rağmen iç veya dış yüzeylerinin dikkatli biçimde dekore edildiğini gösteriyor.
Bununla birlikte yapıdan bir tanrı heykeli, yazıt veya kesin kült kimliği sağlayan buluntu gelmediği için “Jüpiter Tapınağı”, “Merkür Tapınağı” gibi özel bir adlandırma yapılamaz.
Domuz “baş ve ayak” depozisyonları
Tapınım yapısının hemen batısında kuzey–güney doğrultusunda beş çukur tespit edildi. Bunların iki güneydeki örneğinde toplam altı domuz “head-and-hoof” depozisyonu bulundu.
Bu uygulamada hayvanın kafatası ile ön ve arka uzuvları eklemli biçimde birlikte bırakılmıştır. Tüm kafatasları bilinçli biçimde doğuya, tapınım yapısına doğru yönlendirilmiştir.
Bazı domuz kafataslarının üzerine sikkeler yerleştirilmişti. Bunlar arasında Antoninus Pius’un MS 156/157 tarihli sestertiusi ve Faustina’ya ait MS 142 tarihli dupondius bulunuyor. Başka bir kafatasındaki yeşil bakır lekesi, artık yerinde bulunmayan bir sikkenin geçmişte burada bulunmuş olabileceğini düşündürüyor.
Radyokarbon tarihlerinin birbirinden farklı olması ve bazı çukurların yeniden açılmış görünmesi, bu depozisyonların tek bir tören sırasında değil, alanın uzun kullanım süresince tekrarlanan ritüel eylemler olarak gerçekleştirilmiş olabileceğini gösteriyor.
Sikkeler ve adak nesneleri
Red Lodge’da toplam 52 Roma sikkesi ele geçirildi. Bunların 27’si tapınım yapısının yakın çevresinde, 11’i ise eski Tunç Çağı ring-ditch’inin üst dolgusunda bulundu. Bu yoğunlaşma, sikkelerin en azından bir bölümünün sıradan kayıp eşya değil, bilinçli ritüel bırakma pratikleriyle ilişkili olabileceğini düşündürüyor.
Yakındaki buluntular arasında broşlar, bakır alaşımlı iğneler, cımbız, adak plakası parçaları ve bilinçli biçimde katlanmış yaprak biçimli bakır alaşım levha yer alıyor.
Özellikle bir nesnenin kullanılamaz hale getirilecek biçimde katlanması, Roma Britanyası’ndaki başka kutsal alanlardan bilinen ritüel “decommissioning” uygulamalarıyla karşılaştırılıyor.
İlginç biçimde iki Neolitik cilalı taş balta da Roma kutsal alanıyla ilişkili bağlamlarda bulundu. Bunların Roma döneminde “eski”, olağanüstü veya uğurlu nesneler olarak fark edilip yeniden kullanılmış olabileceği düşünülüyor; ancak başka bir yerden getirildikleri kesin değildir.
Bütün sığır gömüsü
Ring-ditch’in batısındaki bir çukurda 12–30 aylık genç bir sığıra ait neredeyse tamamlanmış iskelet bulundu. Hayvan üzerinde kasaplık veya tüketim izi tespit edilmemesi, gömünün sıradan gıda atığından farklı olduğunu düşündürüyor.
Radyokarbon analizi sığırı MS 238–384 aralığına tarihlendirdi. Hayvanın tapınım yapısının tam karşı tarafında, ring-ditch’in batısında bırakılması da mekânsal düzenlemenin bilinçli olabileceği ihtimalini artırıyor.
Bunun doğrudan “kurban töreni” olduğunu söylemek yine de temkin gerektirir. Arkeolojik veri, özel bir hayvan depozisyonunu güçlü biçimde destekler; ritüelin ayrıntısı veya tanrısal muhatabı ise bilinmiyor.
Kuyu, gölet ve fırın ne işe yarıyordu?
Kutsal çevreleme içinde tapınım yapısı ve hayvan depozisyonlarının yanı sıra olası bir kuyu, gölet/doğal çukur ve kiremitle kaplı fırın ya da baca benzeri yapı da tespit edildi.
Yayın, bunların kutsal alanın işleyişiyle bağlantılı olabileceğini tartışıyor. Su; arınma, yıkanma veya ritüel kullanım için anlam taşımış olabilir. Fırın benzeri yapı ise yiyecek hazırlanması veya ritüel yakma işlemleriyle ilişkili olabilir.
Ancak çevresel örneklerde bu işlevleri doğrudan kanıtlayacak yanmış tohum veya benzeri veri bulunmadığı için bunlar yorum düzeyinde kalmalıdır.
Hangi tanrıya tapılıyordu?
Bilinmiyor.
Domuz depozisyonları, sığır gömüsü, tavuk kalıntıları, adak plakaları, sikkeler ve kişisel eşyalar Roma dini pratikleriyle uyumludur; ancak bunların hiçbiri Red Lodge kutsal alanını kesin olarak tek bir tanrıya bağlamıyor.
Forshaw alanın kırsal ve izole konumunun, yerel bir tanrıya veya birden fazla tanrısal işleve açık bir kutsal alan modeline uygun olabileceğini tartışıyor.
Bu nedenle eski metindeki “Romalılar yerel dini kendi panteonlarına entegre etti, bu tipik bir asimilasyon politikasıydı” şeklindeki kesin siyasi açıklama fazla genelleyicidir. Red Lodge’da eski anıtın Roma kutsal alanına dahil edildiği açıktır; ancak bunun devlet eliyle yürütülen bilinçli bir “asimilasyon politikası” olduğunu gösteren doğrudan kanıt yoktur.
Orta Çağ’da gerçekten idam alanı mıydı?
Bu nokta eski anlatılarda en fazla kesinleştirilen, fakat aslında en temkinli olunması gereken bölümdür.
1238 tarihli bir belge, Rochester Piskoposu ile St Edmunds Manastırı arasındaki sınır düzenlemesi bağlamında bu çevrede bir darağacından söz eder. Red Lodge’daki höyük günümüzde eski parish sınırına yaklaşık 100 metre mesafededir ve belirgin bir peyzaj işareti olarak Orta Çağ’da böyle bir işlev için seçilmiş olabilir.
Ancak kazıda:
- darağacına ait kesin direk çukurları bulunmadı,
- çoklu infaz mezarlığı tespit edilmedi,
- yalnızca tek bir Orta Çağ gömüsü ortaya çıkarıldı.
Bu nedenle “höyük daha sonra idam merkezine dönüştürüldü” demek mevcut kanıttan daha güçlüdür. En doğru tanım “belgesel kaynakların yakınında darağacı bulunduğunu gösterdiği ve olası infaz alanıyla ilişkilendirilen yer”dir.
Tek Orta Çağ gömüsü ne söylüyor?
Roma temenos hendeğinin üst dolgusuna sonradan yerleştirilmiş, yüzüstü pozisyonda gömülmüş yetişkin bir erkek bulundu. Bireyin yaşı yaklaşık 25–35 olarak belirlendi.
Radyokarbon tarihleme gömüyü MS 1169–1266 aralığına yerleştirdi. Bu tarih, 1238 tarihli darağacı belgesiyle dikkat çekici biçimde örtüşüyor.
Yine de iskelette asılmaya özgü travma saptanmadı. Arkeolog Angus Forshaw bu kişinin bir infaz kurbanı olabileceğini olasılık olarak değerlendiriyor; kesin kimlik veya ölüm nedeni belirlemiyor.
Peyzaj hafızası ve eski anıtların yeniden kullanımı
Red Lodge’un bilimsel önemi, farklı dönemlerin aynı noktada bulunmasından çok, eski bir anıtın yeni topluluklar tarafından yeniden anlamlandırılmasıdır.
Tunç Çağı insanları bu noktada anıtsal bir funerary yapı oluşturdu. Demir Çağı’nda höyük muhtemelen hâlâ görülebiliyordu. Roma döneminde aynı eski toprak anıtı yaklaşık üç bin yıl öncesinden kalmış “arkeolojik bir harabe” değil, kutsal alanın merkezine alınabilecek güçlü bir peyzaj unsuru olarak değerlendirildi.
Orta Çağ’da ise höyüklerin sınır, toplantı, yargı ve infaz yerleri olarak kullanılabildiği İngiltere’den bilinmektedir. Bu tür alanlar hem uzaklardan görülebilir hem de toplumsal olarak “eşik/liminal” mekânlar yaratır.
Fakat bu evreler arasında tek ve değişmeden süren kolektif hafıza varsaymak yanlış olur. Daha doğru yaklaşım, aynı topografik unsurun her dönemde yeniden keşfedilmesi, yeniden yorumlanması ve farklı anlamlarla donatılmasıdır.
Kurtarma arkeolojisi açısından önemi
Red Lodge çalışması, 2016’daki bir konut geliştirme projesi öncesindeki planlı arkeolojik müdahalenin sonucudur. Alanın tamamı inşaat öncesinde kazılmış, kayıt altına alınmış, uzman analizleri yapılmış ve arşivi Suffolk County Council Archaeological Service’e devredilmek üzere hazırlanmıştır.
Bu tür çalışmalar İngiltere’de geliştirme kaynaklı arkeolojinin temel işleyişini gösterir: jeofizik araştırma, değerlendirme hendekleri, geniş alan kazısı, post-excavation analiz, kamu arşivi ve sonunda hakemli bilimsel yayın.
Önemli olan yalnızca “inşaat sayesinde eski eser bulundu” değildir. Bilimsel değeri yaratan şey, geliştirme baskısından önce yeterli araştırma, kayıt, uzmanlık ve yayın sürecinin finanse edilmiş olmasıdır.
Red Lodge’da 2016’da kazılan verinin 2023’te nihai arşiv raporuna ve 2026’da Britannia dergisinde hakemli, açık erişimli bir makaleye dönüşmesi bu zincirin tamamlandığını gösteriyor.
Neyi biliyoruz, neyi bilmiyoruz?
| Soru | 22 Ağustos 2026 itibarıyla durum |
|---|---|
| Höyük hangi döneme ait? | Erken Tunç Çağı. Ring-ditch alt dolgularının OSL tarihi MÖ 2200–1600. |
| Tunç Çağı mezarı bulundu mu? | Hayır. Anıt funerary barrow olarak yorumlanıyor fakat orijinal gömü korunmamış. |
| Romalılar höyüğü düzleştirip üzerine tapınak mı yaptı? | Hayır. Barrow kutsal alanın merkezine alındı; küçük tapınım yapısı ring-ditch’in hemen doğusundaydı. |
| Roma kutsal alanı ne kadar büyüktü? | Yaklaşık 3,2 hektar, yaklaşık 200 × 160 m. |
| Tapınım yapısı ne büyüklükteydi? | Yaklaşık 5 × 4,5 m. |
| Domuz adakları var mı? | Evet. İki çukurda toplam altı “head-and-hoof” depozisyonu belgelendi. |
| Hangi tanrıya tapılıyordu? | Bilinmiyor. |
| Orta Çağ darağacı bulundu mu? | Hayır. 1238 belgesi yakında darağacına işaret ediyor; yapısal kalıntı bulunmadı. |
| İnfaz kurbanları bulundu mu? | Yalnızca tek bir yüzüstü erkek gömüsü var. İnfaz kurbanı olabileceği düşünülüyor ancak kesin değil. |
| Kazı 2026’da mı yapıldı? | Hayır. Ana kazı 2016’da; ayrıntılı hakemli yayın 2026’da yapıldı. |
Arkeolojik Değerlendirme
Red Lodge, “mezar → tapınak → idam alanı” şeklinde doğrusal ve kesin bir dönüşüm hikâyesinden daha karmaşıktır.
Erken Tunç Çağı’nda yaratılan anıtın özgün gömüsü kaybolmuştur; ancak anıtın topografik varlığı yüzyıllar boyunca sürmüştür. Roma döneminde bu eski peyzaj unsurunun etrafında, kendi sınırları, ritüel yapısı, hayvan depozisyonları, sikkeleri ve olası arınma/yiyecek hazırlama mekânları bulunan gelişmiş bir kırsal kutsal alan oluşturulmuştur.
Roma kutsal alanında hangi tanrıya tapıldığı ve Tunç Çağı anıtının Roma toplumu tarafından nasıl anlamlandırıldığı kesin olarak bilinmiyor. Arkeolojik veri, “senkretizm” veya “devlet asimilasyonu” gibi büyük tarihsel kavramları tek başına kanıtlamıyor.
Orta Çağ evresinde de benzer bir temkin gerekir. 1238 tarihli darağacı kaydı ile MS 1169–1266’ya tarihlenen yüzüstü erkek gömüsü birbiriyle dikkat çekici biçimde örtüşüyor; fakat darağacı kalıntısı ve asılma travması bulunmadığı için “idam alanı kesinleşti” denemez.
Alanı asıl değerli kılan, aynı peyzaj noktasının yaklaşık üç bin yıl boyunca farklı toplumlar tarafından tekrar tekrar anlamlandırılmış olmasıdır. Red Lodge, arkeolojinin yalnızca nesneleri değil, mekânların biyografisini de okuyabildiğini gösteren güçlü bir örnektir.
İlgili Yazılar
Kaynakça ve Dış Bağlantılar
- Forshaw, A. 2026. “A Reused Bronze Age Barrow and Roman Religious Shrine Site at Red Lodge, Suffolk”, Britannia, 1–31. DOI: 10.1017/S0068113X26100841.
- Suffolk Heritage Explorer – RDL 002, Land East of Kings Warren, Red Lodge
- Suffolk Heritage Explorer – FRK 008, Hundred Acres Hill / possible medieval execution site
- Suffolk County Council Archaeological Service – A Bronze Age funerary mound and Roman ritual complex at Red Lodge
- Archaeology Data Service – Forshaw 2023, Final Archive Report
- Archaeology Data Service – 2016/2018 evaluation records, Land East of Kings Warren
Kaynak notu: 2026 tarihli Britannia makalesi açık erişim ve CC BY 4.0 lisanslıdır. Bu yazı, popüler haberlerden ziyade söz konusu hakemli makale, Suffolk Historic Environment Record ve nihai saha raporu esas alınarak yeniden hazırlanmıştır.
Sık Sorulan Sorular
Red Lodge Tunç Çağı höyüğü ne zaman yapılmıştı?
Ring-ditch’in alt dolgularına uygulanan OSL tarihlemesi anıtın MÖ 2200–1600 arasında, Erken Tunç Çağı’nda inşa edildiğini gösteriyor.
Höyüğün içinde Tunç Çağı mezarı bulundu mu?
Hayır. Yapı funerary barrow olarak yorumlanıyor ancak merkezî höyük ve orijinal gömü tarım faaliyetleri nedeniyle korunmamış.
Romalılar höyüğün üzerine tapınak mı yaptı?
Hayır. Roma döneminde höyük/ring-ditch geniş bir kutsal çevreleme alanının merkezine alındı; yaklaşık 5 × 4,5 m ölçülerindeki küçük tapınım yapısı ring-ditch’in hemen doğusuna inşa edildi.
Domuz kafatasları neden gömülmüştü?
Altı “head-and-hoof” depozisyonu ritüel/adak uygulamalarıyla ilişkilendiriliyor. Bazı kafataslarının üzerine Roma sikkeleri konmuştu.
Red Lodge kesin olarak Orta Çağ idam alanı mıydı?
1238 tarihli belge çevrede darağacı olduğunu gösteriyor; ancak kazıda darağacının yapısal kalıntısı bulunmadı. Tek Orta Çağ erkek gömüsünün infaz kurbanı olması olası fakat kanıtlanmış değil.
Bu keşif 2026’da mı yapıldı?
Hayır. Ana kazı 2016’da yapıldı. Angus Forshaw’ın ayrıntılı hakemli değerlendirmesi 12 Ağustos 2026’da Britannia dergisinde yayımlandı.