Jamaika Kıyılarında Sualtı Arkeolojisi: UTC Araştırmaları ve Port Royal’in Denizcilik Mirası
Jamaika'da Sualtı Arkeolojisi: Port Royal'da Black Bart'ın Gemileri ve HMS Aboukir'in İzleri
Giriş: 2026 araştırmasında ne oldu?
University of Tennessee at Chattanooga'da (UTC) görev yapan arkeolog Andrew J. “AJ” Van Slyke ve öğrencileri Tom Laufenberg ile Faith Johnson'ın da yer aldığı ekip, Mart 2026'da Jamaika'nın Kingston Harbour bölgesinde Port Royal ve yakın çevresinde sualtı araştırmaları yürüttü. Çalışmalar Discovery Channel'ın Expedition Unknown programı tarafından da belgelendi; “Sunken City of Pirates” başlıklı bölüm 15 Temmuz 2026'da yayımlandı.
UTC'nin 12 Ağustos 2026 tarihli resmi haberine göre araştırmanın temel hedeflerinden biri, korsan Bartholomew Roberts'ın 1722'de ele geçirilen gemileriyle ilişkili batık alanlarını tarihsel belgeler ve modern uzaktan algılama yöntemleriyle yeniden incelemekti. Çalışmalar Jamaika Ulusal Miras Vakfı'nın (Jamaica National Heritage Trust - JNHT) izni altında ve Jamaikalı ortakların katılımıyla yürütüldü.
Port Royal neden arkeolojik açıdan özel?
Port Royal, Jamaika'nın güneydoğusunda Kingston Harbour girişindeki Palisadoes üzerinde yer alır. İngilizlerin 1655'te Jamaika'yı ele geçirmesinden sonra kent, 17. yüzyılın ikinci yarısında Karayipler'in en önemli ticaret ve askeri merkezlerinden biri haline geldi. Popüler kültürde korsanlar ve privateer'larla özdeşleştirilse de Port Royal'ın tarihi yalnızca “korsan şehri” anlatısına indirgenemez.
UNESCO'nun Dünya Mirası değerlendirmesi, Port Royal'ı İngiliz sömürge sisteminin, Atlantik ticaretinin ve köleleştirilmiş Afrikalıların zorla taşınmasının maddi kanıtlarını barındıran bir alan olarak ele alır. Limanın büyümesi ve sürdürülebilmesi, köleleştirilmiş insanların emeği ve Atlantik'in sömürge ekonomileriyle doğrudan bağlantılıydı. Bu nedenle arkeolojik yorumlama, korsan romantizminin yanında sömürgecilik ve köle ticaretinin insani maliyetini de görünür kılmalıdır.
7 Haziran 1692'de meydana gelen büyük deprem, suya doygun kumlu zeminde sıvılaşmaya yol açtı ve kentin önemli bir bölümünün Kingston Limanı'na çökmesine neden oldu. Deniz tabanında hızla örtülen mimari kalıntılar ve gündelik yaşam buluntuları, Port Royal'ı 17. yüzyıl sömürge kent yaşamını incelemek için olağanüstü bir arkeolojik arşive dönüştürdü.
Institute of Nautical Archaeology (INA), Texas A&M University ve JNHT'nin 1981'de başlattığı yaklaşık on yıllık sualtı kazıları, ticari merkeze ait binaları, sokakları ve çok sayıda organik buluntuyu belgeledi. Oksijeni sınırlı tortulların bazı organik malzemeleri koruması, Port Royal araştırmalarını tarihsel arkeoloji ve sualtı konservasyonu açısından klasik örneklerden biri haline getirdi.
2025 UNESCO Dünya Mirası statüsü neden önemli?
Port Royal, 12 Temmuz 2025'te UNESCO Dünya Miras Listesi'ne “The Archaeological Ensemble of 17th Century Port Royal” adıyla kaydedildi. UNESCO kayıtlarına göre alan 27 hektarlık bir miras alanı ile 292,27 hektarlık tampon bölgeden oluşuyor ve (iv) ile (vi) kriterleri kapsamında kabul ediliyor.
UNESCO, hem karadaki hem sualtındaki 17. yüzyıl kent dokusunu alanın Üstün Evrensel Değeri'nin ayrılmaz parçaları olarak değerlendiriyor. Özellikle sualtı kalıntılarının tortu altında yüksek bütünlükle korunmuş olması, özgünlük değerlendirmesinin temel unsurlarından biri.
2025 tarihli Dünya Miras Komitesi kararı yalnızca bir “ödül” vermedi; Jamaika'ya gelecekteki araştırmalar için ayrıntılı araştırma planı oluşturulması, koruma planının uygulanması, yerel uzman kapasitesinin geliştirilmesi, ziyaretçi ve turizm yönetiminin tamamlanması ve yeni geliştirme projelerinde Miras Etki Değerlendirmesi yapılması gibi somut sorumluluklar da yükledi.
Black Bart ve 1722 gemilerinin gerçek hikâyesi
Bartholomew Roberts, daha çok “Black Bart” adıyla bilinen Galli korsan, 1719-1722 arasındaki kısa kariyerinde Atlantik'te yüzlerce gemiyi ele geçirmesiyle tanınır. Ancak 1722'de Port Royal'a ulaşan gemilerinin hikâyesi, zaman zaman popüler anlatılarda olduğundan daha karmaşıktır.
Şubat 1722'de Batı Afrika kıyılarındaki Cape Lopez açıklarında HMS Swallow'un kaptanı Chaloner Ogle, Roberts'ın filosuna karşı harekete geçti. Roberts'ın Great Ranger adlı gemisi, HMS Swallow'u bir ticaret gemisi sanarak peşine gönderildi ve çatışma sonunda ele geçirildi. Kısa süre sonra Roberts'ın amiral gemisi Royal Fortune da yenildi; Roberts çatışmada öldürüldü. Ele geçirilen korsan gemileri daha sonra İngilizlerin elinde Port Royal'a götürüldü.
Bu nedenle “Black Bart'ın filosu 1722'de Jamaika'daki bir kasırgada kayboldu” cümlesi tek başına doğru değildir. Gemiler önce Royal Navy tarafından ele geçirilmişti. Aynı yıl 28 Ağustos'ta Jamaika'yı vuran şiddetli kasırga, Port Royal limanındaki çok sayıda gemiyi tahrip etti. Arkeolojik ve tarihsel çalışmalar, Royal Fortune ile Little Ranger'ın kasırgada ağır biçimde parçalandığını; Great Ranger'ın ise hasarlı olmakla birlikte felaketten kurtulduğunu ve daha sonra el değiştirdiğini göstermektedir.
Araştırma yöntemleri: sonar, manyetometre ve fotogrametri
2026 araştırmasının en güçlü yönlerinden biri, “hazine avcılığı” mantığı yerine tarihsel belge, uzaktan algılama ve kontrollü arkeolojik belgelemenin birlikte kullanılmasıdır. UTC ekibinin çalışmaları üç temel aşamada özetlenebilir:
- Arşiv araştırması: 1722 tarihli Kaptan Chaloner Ogle yazışmaları, HMS Swallow seyir kayıtları ve 1724 tarihli tarihsel haritalar karşılaştırıldı.
- Uzaktan algılama: Araştırma teknesinden yandan taramalı sonar (side-scan sonar) ve deniz manyetometresi kullanılarak deniz tabanındaki olası batık anomalileri tarandı.
- Hedefli dalış ve fotogrametri: Önceden belirlenen anomaliler dalgıçlar tarafından kontrol edildi; UTC'den Hunter Whitehead yüzlerce fotoğrafı birleştirerek üç boyutlu fotogrametrik modeller oluşturdu.
Bu yöntem, önce geniş alanı müdahalesiz biçimde taramaya, daha sonra yalnızca anlamlı anomalilere dalış yapmaya olanak tanır. Böylece hem maliyet hem de arkeolojik alana verilen fiziksel müdahale azaltılır.
UTC kaynaklarına göre ekip, Port Royal'ın batık kent bölümünde yaklaşık 21 acre (yaklaşık 8,5 hektar), Salt Pan Hill yakınlarında ise 140 acre'dan (yaklaşık 56,7 hektar) fazla alan taradı. İki rakam birlikte değerlendirildiğinde çalışılan toplam alan yaklaşık 161 acre, yani 65 hektarın üzerindedir. Bazı haberlerde bu değer “160 acre” şeklinde yuvarlanmıştır.
2026 bulguları: Great Ranger mı, HMS Aboukir mi?
Great Ranger konusunda kesinlik sınırı
UTC'nin resmi haberinde Faith Johnson'ın “suspected Great Ranger site”, yani Great Ranger olduğu düşünülen alanı fotoğraflayıp ölçtüğü belirtiliyor. Bu ifade önemlidir. Mevcut veriler, söz konusu batığın Great Ranger ile güçlü biçimde ilişkilendirildiğini gösterebilir; ancak yayınlanmış bilimsel bir nihai tanımlama olmadan “Black Bart'ın Great Ranger gemisi kesin olarak bulundu” demek doğru değildir.
Üstelik Great Ranger, Port Royal'da ilk kez 2026'da gündeme gelmiş değildir. INA'nın 2012 araştırmaları ve daha sonra yayımlanan çalışmalar, tarihsel haritalar ve batık yapısına dayanarak Great Ranger ile ilişkilendirilen bir alanı zaten incelemişti. 2026 çalışmasının önemi, bu uzun süreli araştırma zincirini yeni uzaktan algılama verileri, tarihsel kayıtlar ve ayrıntılı dijital belgeleme ile geliştirmesidir.
HMS Aboukir: 19. yüzyıldan beklenmedik bir sonuç
Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri, aranan korsan gemilerinden farklı bir döneme ait bir batığın HMS Aboukir olarak tanımlanmasıdır. Aboukir, 1848'de denize indirilen 90 toplu bir Royal Navy hat gemisiydi ve 1860'larda Port Royal'da görev yaptı.
Burada tarihsel ayrıntı önemlidir: gemi 1877'de hizmet dışına çıkarılarak satıldı. Jamaika'daki 7 Temmuz 1881 tarihli bir gazete ilanı ise “The Blowing up of the Aboukir” başlığıyla geminin patlayıcı kullanılarak parçalanmasına ilişkin operasyonu duyuruyordu. Dolayısıyla 2026'da tanımlanan kalıntıları “1881'de savaşta batırılmış İngiliz savaş gemisi” olarak anlatmak yanlıştır; daha doğru ifade, Royal Navy hizmetinden çıkarılmış eski savaş gemisinin Port Royal'da söküm/parçalama sürecinde patlatıldığı ve kalıntılarının 2026 araştırmasında yeniden tanımlandığı şeklindedir.
Jamaika'daki daha geniş Maritime Legacy Project
UTC'nin Port Royal çalışması tek başına yürütülen bir televizyon projesi değildir. Andrew Van Slyke, Marianne Franklin ve Dorrick Gray tarafından kurulan Maritime Legacy Project: Jamaica, Jamaika'nın farklı kıyı bölgelerinde denizcilik tarihini ve batık kültür mirasını sistematik biçimde araştırmayı hedefleyen daha geniş bir çalışma programıdır.
Projenin bir diğer araştırma hattı St. Ann's Bay'de Kristof Kolomb'un 1503'te dördüncü seferinin sonunda karaya oturtılan son iki gemisi La Capitana ve Santiago de Palos'un olası konumlarıdır. UTC ekibi 2024-2025 döneminde tarihsel kıyı çizgisini yeniden kurmak, manyetometre ve sonar anomalilerini incelemek ve bilinen batıkları belgelemek üzere bu bölgede çalıştı.
Ancak burada da bilimsel sınırı korumak gerekir: Kolomb'un gemilerinden herhangi biri bugün için doğrulanmış biçimde bulunmuş değildir. 2025 araştırmasında bulunan tarihî batıklar arasında 18.-19. yüzyıla ait farklı gemiler yer almaktadır. Projenin amacı, arşivdeki coğrafi ipuçlarını jeoarkeoloji ve uzaktan algılama ile test etmektir.
Uzman Değerlendirmesi
Arkeolojik değerlendirme:
Port Royal 2026 araştırmasını önemli yapan unsur, yalnızca bir “korsan gemisi avı” değildir. Çalışma, tarihsel haritalar ile jeofizik verinin aynı coğrafi sistemde buluşturulması, öğrencilerin gerçek saha araştırmasına katılması, fotogrametrik üç boyutlu belgelemenin kullanılması ve sonuçların Jamaika'nın ulusal miras kurumu izniyle yürütülmesidir.
Bununla birlikte popüler medya dili ile bilimsel tanımlama arasındaki sınır korunmalıdır. “Great Ranger bulundu” yerine “Great Ranger ile ilişkilendirilen/suspected site belgelendi” demek; “Aboukir 1881'de savaşta battı” yerine “hizmet dışı bırakıldıktan sonra Port Royal'da patlayıcıyla parçalandı ve kalıntıları tanımlandı” demek arkeolojik doğruluk açısından gereklidir.
Ayrıca Port Royal'ı yalnızca korsan hikâyeleri üzerinden anlatmak da eksiktir. Alanın Dünya Mirası değeri; 17. yüzyıl kent dokusu, küresel ticaret, İngiliz sömürge sistemi, köleleştirilmiş Afrikalıların zorla taşınması ve 1692 felaketinin donmuş arkeolojik bağlamının birlikte değerlendirilmesine dayanır.
Koruma ve etik: sualtı mirasına nasıl yaklaşılmalı?
Sualtı arkeolojisinde modern yaklaşımın temel ilkelerinden biri, mümkün olduğunda kalıntıların yerinde (in situ) korunmasıdır. UNESCO'nun 2001 Sualtı Kültürel Mirasının Korunması Sözleşmesi ve ekindeki uygulama kuralları, arkeolojik bağlamın korunmasını, ticari sömürüden kaçınılmasını, nitelikli uzman ekiplerle çalışılmasını ve ayrıntılı belgeleme yapılmasını uluslararası iyi uygulamanın temel unsurları arasında sayar.
Port Royal örneğinde bu yaklaşım daha da önemlidir. Alan 2025'ten beri Dünya Mirası statüsündedir ve kıyı erozyonu, fırtına kabarmaları, gemi trafiği, iklim değişikliği ve ziyaretçi baskısı gibi risklerle karşı karşıyadır. UNESCO'nun 2025 tarihli kararında araştırma planı, konservasyon planı, yerel uzman yetiştirme ve miras etki değerlendirmesi konularının özellikle vurgulanması tesadüf değildir.
2026'da UNESCO Karayipler Ofisi ile Jamaika hükümetinin Port Royal ve Kingston'da düzenlediği “Sunken Secrets of the Caribbean Sea” girişimi de ulusal kapasiteyi artırma, uzmanlık paylaşımı ve kamu farkındalığına odaklandı. Dolayısıyla Port Royal'daki güncel arkeoloji yalnızca yeni batıkların bulunması değil, bunların uzun vadede nasıl korunacağı sorusuyla birlikte ele alınmalıdır.
Arkeoloji.Biz'de İlgili Yazılar
Kaynakça ve Dış Bağlantılar
- University of Tennessee at Chattanooga — Discovery Channel's “Expedition Unknown” features UTC underwater archaeology research in Jamaica (12 Ağustos 2026)
- UTC Spring Research and Arts Conference 2026 — Tom Laufenberg, “Maritime Archaeological Surveys in Port Royal and Kingston Harbor, Jamaica”
- Maritime Legacy Project: Jamaica — Proje tanıtımı
- UNESCO World Heritage Centre — The Archaeological Ensemble of 17th Century Port Royal
- UNESCO World Heritage Committee — Decision 47 COM 8B.32 (2025)
- Institute of Nautical Archaeology — Port Royal Harbor Excavation
- INA Quarterly 40.2 — Pirate Shipwrecks of Port Royal
- UNESCO — Jamaica Advances Protection of Underwater Cultural Heritage Through Landmark Initiative (18 Mart 2026)
- UNESCO — Principles of the 2001 Convention on the Protection of the Underwater Cultural Heritage
- Wikimedia Commons — HMS Aboukir at Port Royal, Jamaica, circa 1865
Sık Sorulan Sorular
UTC ekibi Black Bart'ın Great Ranger gemisini kesin olarak buldu mu?
Hayır, kamuya açık UTC açıklamasında alan “suspected Great Ranger site”, yani Great Ranger olduğu düşünülen batık alanı olarak tanımlanıyor. Batığın kesin kimliğinin bilimsel yayın ve ayrıntılı karşılaştırmalarla doğrulanması gerekir.
HMS Aboukir 1881'de savaşta mı battı?
Hayır. 1848'de denize indirilen HMS Aboukir 1877'de satıldı. 1881 tarihli Jamaika gazete kayıtları, Port Royal'da geminin patlayıcıyla parçalanmasına ilişkin bir operasyonu belgeliyor. 2026 ekibi deniz tabanındaki kalıntıları HMS Aboukir ile ilişkilendirdi.
Port Royal ne zaman UNESCO Dünya Mirası oldu?
Port Royal, 12 Temmuz 2025'te “The Archaeological Ensemble of 17th Century Port Royal” adıyla UNESCO Dünya Miras Listesi'ne kaydedildi.
Port Royal neden su altında?
7 Haziran 1692'deki büyük deprem sırasında suya doygun kumlu zeminde meydana gelen sıvılaşma, kentin önemli bir bölümünün Kingston Harbour'a çökmesine yol açtı. Daha sonraki doğal afetler ve kıyı süreçleri de alanın biçimini etkiledi.
2026 araştırmasında hangi teknolojiler kullanıldı?
Yandan taramalı sonar, deniz manyetometresi, tarihsel harita ve arşiv belgelerinin karşılaştırılması, hedefli dalışlar ve sualtı fotogrametrisi kullanıldı.
Port Royal yalnızca bir korsan kenti midir?
Hayır. Korsanlık ve privateer tarihi önemli olmakla birlikte Port Royal aynı zamanda İngiliz sömürge ticaretinin, askeri gücünün ve köleleştirilmiş Afrikalıların zorla taşındığı Atlantik sisteminin önemli merkezlerinden biriydi. UNESCO Dünya Mirası değerlendirmesi bu çok katmanlı tarihi özellikle vurgular.