Romalılar Bunu Gerçekten İlaç Olarak Kullanmış: 1.900 Yıllık Şişenin İçinden Ne Çıktı?
Yaklaşık 1.900 yıllık bir Roma unguentariumunda insan dışkısına ait moleküler izlerin bulunması, antik tıp tarihine ilişkin sıra dışı bir kanıt ortaya çıkardı. Pergamon kökenli küçük cam şişenin içeriği, antik metinlerde anlatılan bazı tedavilerin gerçekten uygulanmış olabileceğini gösteriyor. Ancak unguentariumların ilaçla ilişkisinin arkeometrik yöntemlerle araştırılması Türkiye arkeolojisi için yeni değil. Yıllar önce Bathonea kazılarında yüzlerce unguentariumun bulunduğu bir bağlamdan alınan kalıntılar TÜBİTAK MAM'da analiz edilmiş ve kapların ilaç muhafazasında kullanıldığı değerlendirilmişti.
Yeni araştırma: Pergamon / Bergama
Buluntu: Roma dönemi cam unguentarium
Analiz: GC–MS/FID
Sonuç: İnsan dışkısıyla uyumlu biyobelirteçler ve carvacrol
Türkiye'deki önemli eski örnek: Bathonea unguentariumları ve TÜBİTAK MAM analizleri
1.900 Yıllık Şişenin İçinden Ne Çıktı?
2026 yılında Journal of Archaeological Science: Reports dergisinde yayımlanan araştırmanın merkezinde, Bergama Arkeoloji Müzesi koleksiyonunda bulunan 4027 envanter numaralı cam unguentarium yer alıyor.
Cenker Atila, İlker Demirbolat ve Rana Babaç Çelebi tarafından gerçekleştirilen çalışmada kabın içerisinde korunmuş organik kalıntılar GC–MS/FID yöntemiyle analiz edildi.
Sonuçlar oldukça sıra dışıydı.
Kalıntıda coprostanol ve 24-ethylcoprostanol tespit edildi. Bu bileşiklerin birbirine oranı, şişedeki maddenin insan dışkısı kökenli olduğunu destekledi.
Araştırmacılar ayrıca carvacrol adı verilen aromatik bir bileşik belirledi. Kekik ve oregano gibi aromatik bitkilerde bulunan carvacrolün, karışımın kötü kokusunu bastırmak amacıyla kullanılmış olabileceği düşünülüyor.
Asıl Yenilik: Antik Metindeki Tarif Şişenin İçinden Çıktı
Dışkının tedavi amacıyla kullanılması antik kaynaklardan bilinmeyen bir uygulama değildi. Galen, Dioskorides ve Yaşlı Plinius gibi yazarların aktardığı tedaviler arasında dışkı temelli reçeteler bulunuyordu.
Ancak bir uygulamanın antik bir tıp metninde yazması, onun gerçekten kullanıldığını tek başına kanıtlamaz.
Pergamon araştırmasını önemli yapan nokta burada ortaya çıkıyor.
Araştırmacılara göre çalışma, Greko-Romen dünyasında dışkı temelli farmakolojik tedavilerin uygulanmasına ilişkin ilk doğrudan moleküler doğrulamayı sağlıyor.
Pergamon araştırması, unguentariumların ilaç amacıyla kullanılabileceğinin dünyadaki ilk kanıtı değildir.
Çalışmanın öne sürdüğü yenilik, insan dışkısının Greko-Romen tıbbında tedavi amacıyla kullanıldığına ilişkin doğrudan moleküler kanıt elde edilmiş olmasıdır.
Peki Türkiye'de Unguentariumların İçeriği Daha Önce Araştırılmış mıydı?
Evet. İşte yeni Pergamon araştırmasının Türkiye arkeolojisi açısından özellikle ilginç hale geldiği nokta burası.
İstanbul Küçükçekmece Gölü kıyısındaki Bathonea kazılarında çok sayıda Geç Antik Çağ unguentariumu ele geçirilmişti.
Bathonea unguentariumları üzerine yapılan çalışmalar, yalnızca kapların biçim ve tipolojisinin incelenmesiyle sınırlı kalmadı.
2013 kazı sezonunda ele geçirilen örneklerden birinin içerisinde korunmuş tortu tespit edildi ve bu kalıntı TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi'nde (MAM) analiz edildi.
Analiz sonucunda yayınlarda Methanone ve Phenanthrene olarak belirtilen maddeler raporlandı. Araştırmacılar bu sonuçları, söz konusu unguentariumların ilaç muhafazasında kullanılmış olabileceğinin kanıtlarından biri olarak değerlendirdi.
Bathonea'da Tek Bir Şişeden Fazlası Vardı
Bathonea örneğini Pergamon'dan ayıran önemli noktalardan biri buluntu topluluğunun büyüklüğü.
Dürdane Kaya'nın Bathonea unguentariumlarını konu alan yüksek lisans tezinde 477 Geç Antik Çağ unguentariumu kataloglanarak değerlendirildi.
Kazı çalışmalarına ilişkin açıklamalarda ise parçaların birleştirilmesiyle toplam sayının yaklaşık 700 örneğe ulaştığı bildirilmişti.
Daha önemlisi, bu kaplar tek başına değildi.
Unguentariumların bulunduğu bağlamda havanlar, havanelleri ve tıbbi uygulamalarla ilişkilendirilebilecek başka buluntuların bulunması, alanın işlevine ilişkin tartışmayı güçlendirdi.
• Yüzlerce Geç Antik Çağ unguentariumu bulundu.
• Bazı kapların içerisinde kalıntılar korundu.
• Kalıntılardan biri TÜBİTAK MAM'da analiz edildi.
• Unguentariumlarla birlikte havan ve havanelleri ele geçirildi.
• Buluntu topluluğu ilaç hazırlama veya depolamayla ilişkili bir alan olasılığını gündeme getirdi.
2013'ten 2026'ya: Aynı Sorunun İki Farklı Cevabı
Bathonea ile Pergamon bulgularını birbirinin rakibi ya da aynı sonucu veren çalışmalar olarak görmek doğru olmaz.
Aslında iki araştırma arkeolojinin aynı temel sorusuna farklı dönemlerde verilen cevapları gösteriyor:
“Bu küçük şişelerin içinde ne vardı?”
Bathonea'da yüzlerce unguentarium, arkeolojik bağlam ve TÜBİTAK MAM'da gerçekleştirilen kalıntı analizi kapların ilaçla ilişkisini destekledi.
2026 Pergamon araştırmasında ise daha gelişmiş organik kalıntı analizi sayesinde yalnızca kabın tıbbi işlevi değil, karışımın sıra dışı bileşenlerinden biri de moleküler düzeyde tanımlanabildi.
| Bathonea | Pergamon |
|---|---|
| Geç Antik Çağ | Roma İmparatorluk Dönemi |
| Yüzlerce unguentarium | 4027 numaralı cam unguentarium |
| Kalıntı analizi | GC–MS/FID analizi |
| İlaç muhafazası yorumu | İnsan dışkısı biyobelirteçleri + carvacrol |
Unguentarium Her Zaman “İlaç Şişesi” Değildir
Burada önemli bir terminoloji sorununa dikkat etmek gerekiyor.
Unguentarium, modern arkeolojide belirli küçük kap grupları için kullanılan bir terimdir. Bu kapların tamamının ilaç şişesi olduğunu söylemek doğru değildir.
Parfüm, kokulu yağ, merhem, kozmetik ürünler ve farklı maddelerin muhafazasıyla ilişkilendirilen örnekler olduğu gibi mezar ve ritüel bağlamlarından bilinen unguentariumlar da vardır.
Bu nedenle bir kabın gerçek işlevini belirlemek için yalnızca biçimine değil; buluntu bağlamına, içerisindeki kalıntılara ve arkeometrik analiz sonuçlarına bakılması gerekir.
Bu Keşif Bugün Bize Ne Anlatıyor?
Bathonea'dan Pergamon'a uzanan araştırma çizgisi, arkeolojinin son yıllardaki en önemli dönüşümlerinden birini gösteriyor.
Bir zamanlar “parfüm şişesi”, “merhem kabı” veya “ilaç şişesi” olarak tipolojik biçimde tanımlanan küçük bir eser artık laboratuvara götürülerek gerçekten ne taşıdığı sorulabiliyor.
Böylece geçmiş yalnızca nesnelerin biçiminden değil, nesnelerin içerisinde kalan görünmez moleküllerden de okunuyor.
Pergamon örneğinde bu yöntem yaklaşık 1.900 yıl önce hazırlanmış son derece sıra dışı bir tıbbi karışımın izlerini ortaya çıkardı.
Bathonea örneği ise Türkiye'de unguentariumların işlevini anlamak için kalıntı analizlerinin yıllar önce kullanılmaya başlandığını hatırlatıyor.
Neyi Biliyoruz?
- Pergamon unguentariumunda insan dışkısıyla uyumlu moleküler biyobelirteçler tespit edildi.
- Aynı kalıntıda carvacrol bulundu.
- Araştırmacılar bunun Greko-Romen dışkı temelli tedavilerinin ilk doğrudan moleküler doğrulaması olduğunu belirtiyor.
- Bathonea'da yüzlerce Geç Antik Çağ unguentariumu bulundu.
- Bathonea örneklerinden birindeki kalıntı TÜBİTAK MAM'da analiz edildi.
- Bathonea yayınlarında analiz ve arkeolojik bağlam birlikte değerlendirilerek ilaç muhafazası yorumu yapıldı.
Neyi Bilmiyoruz?
- Pergamon'daki karışımın hangi hastalık için hazırlandığını kesin olarak bilmiyoruz.
- Carvacrolün hangi bitkisel kaynaktan geldiğini kesinleştiremiyoruz.
- Tek bir Pergamon örneğinden dışkı temelli tedavilerin toplumdaki yaygınlığını belirleyemiyoruz.
- Bathonea'daki bütün unguentariumların aynı içeriği taşıdığını söyleyemiyoruz.
- Bathonea'daki analiz edilmiş tek örneğin sonucu bütün kaplara otomatik olarak genellenemez.
Arkeoloji.Biz Değerlendirmesi
Pergamon araştırmasının değeri yalnızca “Roma şişesinde insan dışkısı bulundu” şeklindeki dikkat çekici sonuçtan ibaret değil.
Asıl önemli nokta, antik metinlerde anlatılan bir uygulamanın arkeolojik bir nesnenin içerisindeki moleküler kalıntılar aracılığıyla sınanabilmesi.
Ancak Türkiye açısından hikâyenin daha uzun bir geçmişi bulunuyor.
Bathonea kazılarında yüzlerce unguentariumun aynı arkeolojik bağlamda ortaya çıkarılması, bazı örneklerde kalıntıların korunması ve bunlardan birinin TÜBİTAK MAM'da analiz edilmesi, küçük kapların işlevinin Türkiye'de yıllar önce arkeometrik yöntemlerle sorgulandığını gösteriyor.
2026'daki Pergamon araştırması bu hikâyeyi başka bir aşamaya taşıyor: artık yalnızca “bu bir ilaç kabı olabilir mi?” sorusunu değil, “bu ilacın içerisinde ne vardı?” sorusunu da moleküler düzeyde cevaplamaya başlıyoruz.
Bu araştırmalar antik toplumların uygulamalarını anlamaya yöneliktir. Bir maddenin geçmişte tedavi amacıyla kullanılmış olması, onun modern tıp açısından güvenli veya etkili olduğu anlamına gelmez.
Kaynakça
- Atila, C., Demirbolat, İ. & Babaç Çelebi, R. (2026), “Feces, fragrance and medicine: Chemical evidence of ancient therapeutics in a Roman unguentarium”, Journal of Archaeological Science: Reports 70, 105589.
- Dürdane Kaya, “Küçükçekmece Göl Havzası (Bathonea?) Kazıları Geç Antik Çağ Unguentariumları–2013”.
- Dürdane Kaya, Küçükçekmece Göl Havzası (Bathonea) Kazıları Unguentariumları, YÖK Açık Bilim.
Sıkça Sorulan Sorular
Pergamon'daki Roma şişesinde ne bulundu?
Organik kalıntılarda insan dışkısıyla uyumlu coprostanol ve 24-ethylcoprostanol biyobelirteçleri ile aromatik bir bileşik olan carvacrol tespit edildi.
Bathonea'da da ilaç şişeleri bulundu mu?
Bathonea kazılarında yüzlerce Geç Antik Çağ unguentariumu ele geçirildi. Bir örnekteki kalıntının TÜBİTAK MAM'da analiz edilmesinin ardından yayınlarda kapların ilaç muhafazasıyla ilişkili olabileceği değerlendirildi.
Bathonea ile Pergamon araştırması aynı şeyi mi kanıtlıyor?
Hayır. Bathonea çalışmaları unguentariumların ilaçla ilişkisini arkeolojik bağlam ve kalıntı analizi üzerinden tartışırken, Pergamon çalışması insan dışkısı temelli bir tıbbi karışım için doğrudan moleküler kanıt ortaya koyuyor.
Bütün unguentariumlar ilaç şişesi midir?
Hayır. Unguentariumların parfüm, yağ, merhem, kozmetik ve başka maddeler için kullanılmış olabileceği biliniyor. İşlev, buluntu bağlamı ve mümkün olduğunda kalıntı analizleriyle değerlendirilmelidir.
Bu antik tedavinin etkili olduğu anlamına mı geliyor?
Hayır. Arkeolojik çalışma geçmişte bir uygulamanın yapılmış olduğunu araştırır; bunun modern tıp açısından güvenli veya etkili olduğunu göstermez.