Ekrem Akurgal İzmir'de Anıldı: Arkeologlar Derneğinden Ortak Arkeoloji Politikası Çağrısı
Türkiye'de klasik arkeolojinin öncü isimlerinden Ordinaryüs Prof. Dr. Ekrem Akurgal, vefatının 24. yılında İzmir'de mezarı başında anıldı. Arkeologlar Derneği İzmir Şubesi tarafından 2 Kasım 2026 tarihinde Bornova Kokluca Mezarlığı'nda düzenlenen anmada, Akurgal'ın bilimsel mirasının yanı sıra arkeologların istihdam sorunları, mesleki hakları ve Türkiye'nin arkeoloji politikasının geleceği gündeme getirildi.
Arkeologlar Derneği İzmir Şubesi üyeleri, akademisyenler ve arkeoloji camiasından katılımcılar, 1 Kasım 2002'de yaşamını yitiren Ekrem Akurgal'ı anmak üzere bir araya geldi. Akurgal'ın mezarına çiçek bırakılan törende, Türkiye'de arkeoloji biliminin tarihsel gelişimi ve yeni kuşak arkeologların karşılaştığı sorunlar ele alındı.
Anma töreninde konuşan Arkeologlar Derneği İzmir Şube Başkanı Serkan Doldur, buluşmanın temelinde ahde vefa bulunduğunu belirterek Akurgal'ın bilimsel mirasının yalnızca anma etkinlikleriyle değil, yeni kuşakların desteklenmesiyle yaşatılabileceğini vurguladı.
Ekrem Akurgal'ın şahsında arkeolojiye emek veren kuşaklar anıldı
Konuşmasında anmanın yalnızca Ekrem Akurgal'a değil, Türkiye'de arkeolojinin gelişmesine katkıda bulunan bütün bilim insanlarına duyulan vefanın ifadesi olduğunu belirten Doldur, Arif Müfid Mansel, Halet Çambel, Jale İnan ve Şükrü Tül'ü de andı.
Türkiye'de arkeolojinin ve müzeciliğin kuşaklar boyunca verilen emeğin ürünü olduğunu ifade eden Doldur, Osmanlı dönemindeki müzecilik birikiminin ve Cumhuriyet dönemindeki kurumsal gelişmelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Osman Hamdi Bey'in kazıları, Müze-i Hümayun çevresinde gelişen çalışmalar ve kültür varlıklarının korunmasına yönelik girişimlerin, Türkiye'deki arkeoloji tarihinin önemli aşamaları arasında bulunduğunu hatırlattı.
“Ülkenin geleceği kurulurken geçmişine de yatırım yapıldı”
Doldur, Mustafa Kemal Atatürk'ün tarih ve arkeolojiye verdiği önemi erken Cumhuriyet döneminde kurulan müzeler ve gerçekleştirilen kazılar üzerinden değerlendirdi.
Millî Mücadele devam ederken 1921 yılında Ankara Kalesi'nin Akkale Burcu'nda bir müze kurulmasını, İzmir Arkeoloji Müzesinin 1924'te başlayan kuruluş çalışmalarının ardından 1927'de Ayavukla Kilisesi'nde ziyarete açılmasını, Ahlatlıbel ve Alacahöyük kazılarını örnek gösterdi.
“Bu örnekler bize açık bir şey söylüyor: Ülkenin geleceği kurulurken geçmişini araştıracak kurumlara, müzelere ve bilim insanlarına da yatırım yapılıyor.”
Akurgal ve onun kuşağının bu bilimsel birikimi geliştirdiğini ifade eden Doldur, Anadolu'nun uygarlık tarihindeki yerinin uluslararası bilim dünyasına anlatılmasında ve yeni arkeolog kuşaklarının yetişmesinde önemli rol oynadıklarını belirtti.
“Arkeoloji, işsizliğe mahkûm bir bölüm değildir”
Anma konuşmasının önemli bölümlerinden biri, günümüzde arkeologların karşı karşıya bulunduğu istihdam ve çalışma koşulları sorunlarına ayrıldı.
Doldur, kültürel mirasa verilen değerin yalnızca eserlerin korunmasıyla değil, bu eserleri araştıran ve koruyan uzmanların çalışma koşullarıyla da ölçülmesi gerektiğini ifade etti.
“Bir ülkenin kültürel mirasına verdiği değer, o mirası araştıran ve koruyan insanlara sunduğu çalışma koşullarında da görülür.”
Arkeologların kazılarda, müzelerde, üniversitelerde ve yerel yönetimlerde önemli sorumluluklar üstlendiğini hatırlatan Doldur; mezuniyet sonrası işsizlik kaygısı, güvencesiz çalışma, ücret ve özlük hakları gibi sorunların çözümünün arkeolojinin geleceği açısından zorunlu olduğunu belirtti.
Genç arkeologların mesleki geleceklerine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Arkeoloji, işsizliğe mahkûm bir bölüm değildir. Bu ülkenin arkeolojik mirasını araştıracak, koruyacak ve toplumla buluşturacak uzmanlara ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacı nitelikli istihdama dönüştürmek için birlikte çalışmalıyız.”
Akademisyenlere çağrı: “Öğrencileriniz mezun olduğunda dayanışmamız sona ermemeli”
Konuşmasında üniversiteler ile meslek örgütleri arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Doldur, akademisyenlere öğrencilerinin mezuniyet sonrasındaki çalışma koşullarını da takip etmeleri çağrısında bulundu.
“Mezuniyetlerinden sonra da onların yanında olun. Hangi koşullarda çalıştıklarını birlikte takip edelim. Haklarını savunurken seslerine ses olalım.”
Öğrencilere ve genç meslektaşlarına da seslenen Doldur, haklarını öğrenmelerini, adil ücret ve güvenceli çalışma koşulları talep etmelerini, meslek örgütlerinde aktif görev üstlenmelerini istedi.
Arkeoloji eğitiminin yalnızca akademik bilgi aktarımıyla sınırlı kalmaması; mezunların mesleki yaşamda karşılaştıkları sorunların çözümünde üniversitelerle meslek örgütlerinin dayanışma içinde olması gerektiği vurgulandı.
Arkeologlar Derneğinden çağrı: Türkiye'nin arkeoloji politikasını birlikte geliştirelim
Arkeologlar Derneği İzmir Şubesi Başkanı Doldur, konuşmasında Türkiye'nin uzun vadeli arkeoloji politikasının ilgili kurumların ortak katılımıyla geliştirilmesi gerektiğini belirtti.
“Gelin, Türkiye'nin arkeoloji politikasını birlikte geliştirelim.”
Bu kapsamda Kültür ve Turizm Bakanlığı, üniversiteler, yerel yönetimler, müzeler ve meslek örgütlerinin ortak bir çalışma zemini oluşturması önerildi.
Konuşmada özellikle şu konuların birlikte ele alınması istendi:
- Arkeoloji eğitimi ile nitelikli istihdam arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi,
- Arkeologların meslek odası talebinin değerlendirilmesi,
- Kamuda görev yapan arkeologların statü ve özlük haklarının iyileştirilmesi,
- Serbest çalışan arkeologların mesleki ve sosyal güvencelerinin geliştirilmesi,
- Arkeolojik mirası etkileyebilecek yatırımlarda uzmanların karar süreçlerine başlangıç aşamasından itibaren katılması,
- Kültürel mirasın eğitim, kent kimliği, kültür turizmi ve yerel kalkınma politikalarıyla bütünleşik biçimde değerlendirilmesi.
Doldur, kültürel mirasın korunması ve bilimsel araştırmaların uzun vadeli kalkınma hedefleri içinde daha güçlü yer bulması gerektiğini belirtti.
İzmir Büyükşehir Belediyesinin arkeolojik kazılara ve kültürel mirasın korunmasına verdiği desteği de değerlendiren Doldur, belediye yönetimine ve çalışmalarda emek veren personele teşekkür etti.
Arkeologlar Derneği İzmir Şubesinin ortak çalışma ve çözüm üretme sorumluluğunu üstlenmeye hazır olduğunu ifade etti.
Ekrem Akurgal'ın bilimsel mirası
1911 yılında doğan Ekrem Akurgal, Türkiye'de klasik arkeolojinin kurumsallaşmasına katkı sunan öncü bilim insanlarından biri olarak kabul ediliyor.
Almanya'da arkeoloji eğitimi alan Akurgal, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde akademik çalışmalar yürüttü. 1957 yılında ordinaryüs profesör unvanını aldı.
Foça, Çandarlı, Erythrai ve Eski Smyrna gibi Batı Anadolu merkezlerindeki arkeolojik araştırmalarıyla tanınan Akurgal, özellikle Bayraklı-Eski İzmir kazılarıyla bölgenin tarihsel gelişiminin anlaşılmasına önemli katkılarda bulundu.
Anadolu uygarlıkları üzerine yayımladığı bilimsel eserler ve yetiştirdiği öğrencilerle Türkiye arkeolojisinin uluslararası görünürlüğünü güçlendirdi.
1 Kasım 2002'de yaşamını yitiren Akurgal'ın adı, İzmir Arkeoloji Müzesindeki seramik eserler salonunda da yaşatılıyor.
Arkeolojik Değerlendirme: Bilimsel mirasın devamlılığı mesleki gelecekten ayrı düşünülemez
Ekrem Akurgal'ın anılması, Türkiye'de arkeoloji biliminin gelişimine katkıda bulunan bilim insanlarının hatırlanmasının ötesinde, bu birikimin gelecek kuşaklara nasıl aktarılacağı sorusunu da gündeme taşıdı.
Arkeolojik mirasın korunması; eğitimli uzmanların istihdam edilmesini, bilimsel araştırmaların sürdürülebilirliğini, müzelerin ve kazıların kurumsal kapasitesini gerektirir.
Arkeologların mesleki statüsü, çalışma güvencesi ve karar alma süreçlerine katılımı bu nedenle yalnızca bir istihdam meselesi değil, kültürel miras yönetiminin niteliğiyle ilişkili bir kamu politikası konusudur.
Anma töreninde dile getirilen ortak arkeoloji politikası çağrısı, Türkiye'nin tarihsel birikimini korurken yeni kuşak arkeologlara sürdürülebilir mesleki olanaklar oluşturulması gereğini öne çıkardı.
“Akurgal'a vefa, yeni kuşak arkeologların geleceğine sahip çıkmaktır”
Konuşmasının sonunda anmanın hazırlanmasında birlikte çalıştıkları Prof. Dr. Emre Okan'a, Akurgal ailesine ve katılımcılara teşekkür eden Doldur, bilimsel mirasa sahip çıkmanın ortak sorumluluk olduğunu belirtti.
“Ekrem Akurgal'a duyduğumuz vefayı, onun bilimsel mirasını yaşatarak ve yeni kuşak arkeologların geleceğine sahip çıkarak gösterebiliriz.”
Arkeologlar Derneği İzmir Şubesi, arkeolojiye emek vermiş bilim insanlarının mirasını yaşatırken mesleğin geleceğine ilişkin çözüm önerilerini geliştirmeyi sürdüreceğini bildirdi.
Müfredat Radarı
Ortaokul: Kültürel miras, bilim insanları ve tarihsel belleğin korunması.
Lise: Türkiye'de müzeciliğin gelişimi, Cumhuriyet döneminin bilim kurumları ve Anadolu uygarlıkları.
Üniversite: Türkiye arkeoloji tarihi, Ekrem Akurgal'ın çalışmaları, arkeoloji politikaları ve kültürel miras yönetimi.
Tartışma sorusu: Arkeoloji biliminin geleceği ile arkeologların çalışma koşulları arasında nasıl bir ilişki vardır?
Kaynaklar ve ilgili bağlantılar
- Arkeologlar Derneği İzmir Şubesi, 2 Kasım 2026 tarihli Ekrem Akurgal anma töreni ve Şube Başkanı Serkan Doldur'un konuşma metni (birincil kaynak).
- Anadolu Ajansı, 2 Kasım 2026, Ekrem Akurgal anma töreni haberi.
- Atatürk Ansiklopedisi, Anadolu Medeniyetleri Müzesi.
- Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir Arkeoloji Müzesi.
Sık Sorulan Sorular
Ekrem Akurgal ne zaman anıldı?
Ekrem Akurgal, 2 Kasım 2026 tarihinde İzmir Bornova'daki Kokluca Mezarlığı'nda düzenlenen törenle anıldı.
Anma törenini kim düzenledi?
Anma programı Arkeologlar Derneği İzmir Şubesi tarafından düzenlendi.
Anma töreninde hangi mesleki sorunlar gündeme getirildi?
Arkeologların istihdamı, güvenceli çalışma koşulları, ücret ve özlük hakları, meslek odası talebi ve üniversitelerle meslek örgütleri arasındaki dayanışma ele alındı.
Ortak arkeoloji politikası çağrısı neyi kapsıyor?
Bakanlık, üniversiteler, yerel yönetimler, müzeler ve meslek örgütlerinin arkeoloji eğitimi, istihdam, mesleki yetkiler ve kültürel mirasın korunması konularında birlikte çalışması öneriliyor.
Ekrem Akurgal neden önemlidir?
Türkiye'de klasik arkeolojinin öncü isimlerinden olan Akurgal, Batı Anadolu kazıları, bilimsel yayınları ve yetiştirdiği öğrencilerle arkeoloji biliminin gelişimine katkı sağladı.