Erbil’de İlhanlı Dönemine Ait Nadir Bir Arkeolojik Buluntu Gün Işığına Çıkarıldı
Haze (215) kazısında ne bulundu?
Erbil Arkeoloji ve Kültürel Miras Müdürlüğü, Genel Arkeoloji Müdürlüğü ve Selahaddin Üniversitesi Arkeoloji Bölümü iş birliğiyle Erbil Ovası'ndaki Haze (215) sahasında geniş ölçekli bir kurtarma kazısı yürütüyor. Erbil Arkeoloji ve Kültürel Miras Müdürü Nadir Babakır'ın 16 Ağustos 2026'da açıkladığı ilk sonuçlar, alanın tek bir döneme ait olmadığını; farklı tarihsel evreleri barındıran çok katmanlı bir arkeolojik potansiyele sahip olduğunu gösteriyor.
Babakır'ın açıklamasında alan genelinde Part ve Sasani dönemlerine tarihlenen onlarca mühür, sikke, testi/seramik kap ve bezemeli malzeme bulunduğu belirtiliyor. Bunların arasındaki en dikkat çekici buluntu ise üzerinde Hülagû adının yer aldığı bakır parça.
Bakır parça hakkında kesin olarak ne biliyoruz?
Kamuoyuna açıklanan bilgi sınırlı fakat önemlidir: nesne bakırdan yapılmıştır, üzerinde “Hülagû” adı kazılıdır ve Erbil'deki arkeoloji otoritesi tarafından Hülagû'nun hükümdarlık dönemiyle ilişkilendirilmiştir.
Bu bilgiler buluntuyu dikkate değer kılar. Çünkü üzerinde bir hükümdarın adını taşıyan tarihli veya tarihlenebilir metal objeler; siyasi otorite, idari pratik, dolaşım ağları ve yerel üretim-tüketim ilişkileri açısından güçlü bir kronolojik işaret sağlayabilir. Ancak nesnenin arkeolojik değeri yalnızca üzerindeki addan değil, hangi tabakada, hangi yapı veya buluntu grubuyla birlikte ve hangi kullanım bağlamında ele geçtiğinden kaynaklanır.
Eser hakkında henüz ne bilinmiyor?
Haze (215) buluntusunun bilimsel önemini tam olarak değerlendirmek için şu bilgilerin yayımlanması gerekiyor:
- Nesnenin ölçüleri, ağırlığı ve kalınlığı,
- “Hülagû” adının yer aldığı yazıtın tam metni ve paleografik özellikleri,
- Nesnenin tek yüzlü mü, çift yüzlü mü olduğu,
- Üretim tekniği: döküm, dövme, kazıma, baskı veya başka yöntem,
- Buluntu numarası ve stratigrafik konteksti,
- Bir yapı, mezar, depo, ibadet mekânı veya günlük kullanım alanıyla ilişkisi,
- Metal alaşımının bileşimi,
- Nesnenin işlevinin sikke, mühür, plaka, ağırlık, donanım parçası ya da başka bir kategoriye girip girmediği.
Bu veriler yayımlanmadan nesneyi İlhanlı vergi sistemi, saray bürokrasisi, belirli bir darphane faaliyeti veya belirli bir idarî kurumla doğrudan ilişkilendirmek erken olacaktır.
Part ve Sasani buluntuları neden önemli?
Haze (215)'te Hülagû dönemine ait bir nesneyle birlikte daha erken Part ve Sasani malzemelerinin bildirilmesi, alanın yalnızca 13. yüzyılda kullanılan kısa ömürlü bir nokta olmadığını düşündürüyor. Mühürler ve sikkeler kronoloji ile idari-ekonomik ilişkiler açısından; seramikler ise üretim, tüketim, ticaret ve gündelik yaşam örüntülerini anlamak bakımından temel veri gruplarıdır.
Fakat farklı dönemlere ait objelerin aynı kazı alanında bulunması, bunların mutlaka aynı yapı veya aynı stratigrafik birimden geldiği anlamına gelmez. Haze'nin uzun süreli yerleşim dizisini ancak kazı kesitleri, tabaka ilişkileri, mimari evreler ve ayrıntılı tipolojik çalışmalar gösterebilir.
“Önemli dini merkez” göstergesi ne anlama geliyor?
Nadir Babakır'ın açıklamasında, elde edilen verilerin bölgede önemli bir dini merkezin varlığına işaret ettiği de belirtiliyor. Ancak bu merkezin hangi döneme ait olduğu, hangi inanç geleneğiyle ilişkilendirildiği veya hangi mimari öğelere dayanılarak tanımlandığı henüz açıklanmadı.
Bir alanın dini işlevini arkeolojik olarak tanımlamak için yalnızca tek bir “özel” objeye değil; mimari plan, sabit donanımlar, ritüel kullanım izleri, ikonografi, adak buluntuları, yazıtlar ve mekânsal dağılım gibi birbirini destekleyen veri gruplarına ihtiyaç vardır. Bu nedenle Haze'deki dini merkez yorumu şimdilik kazı ekibinin ön değerlendirmesi olarak ele alınmalıdır.
Hülagû ve İlhanlı Devleti
Cengiz Han'ın torunu ve Toluy'un oğlu Hülagû, Büyük Han Möngke tarafından Batı Asya'ya gönderildi. 1256'da Nizârî İsmailî merkezlerine karşı yürüttüğü seferlerin ardından İran ve Irak'taki Moğol hâkimiyetini kurumsallaştırdı. 1258'de Bağdat'ın alınması, Abbasî halifeliğinin siyasi iktidarına son verdi ve bölgenin siyasi haritasını kökten değiştirdi.
British Museum İlhanlı hanedanını genel olarak 1256–1353 arasına tarihler ve hâkimiyet alanını İran, Irak, Transkafkasya ve Anadolu'nun bazı kesimleriyle ilişkilendirir. Hülagû döneminde Azerbaycan, özellikle Meraga ve ardından Tebriz çevresi yeni iktidarın başlıca merkezleri arasında yer aldı.
Haze'deki bakır parça bu geniş dönüşümün Erbil Ovası'ndaki maddi izlerinden biri olabilir. Ancak tek bir nesnenin anlamı, çevresindeki mimari ve stratigrafik veri yayımlandığında çok daha sağlıklı değerlendirilebilecektir.
1258–1259'da Erbil ve Moğol kuşatması
Erbil, Hülagû'nun seferleri sırasında yalnızca bir geçiş noktası değildi. Tarihsel kaynaklar, Bağdat'ın düşüşünün ardından Erbil'in de Moğol kuşatmasına uğradığını ve direnişin sürdüğünü aktarır. TDV İslâm Ansiklopedisi, Bağdat'ın 1258'de alınmasından sonra Erbil'in de Moğollar tarafından zapt edildiğini belirtir.
Erbil'in bu dönemdeki önemini yalnızca askerî açıdan değerlendirmek eksik kalır. UNESCO'nun Erbil Kalesi değerlendirmesinde kent, Moğol döneminde Orta Doğu ile Çin arasındaki güzergâhta önemli bir durak olarak tanımlanır. Bu ifade, kentin askerî hareketliliğin yanı sıra ticaret ve iletişim ağlarındaki konumunu da vurgular.
Erbil'de Hülagû adına para basılması
Haze'deki bakır nesnenin sikke olduğu henüz açıklanmış değildir. Bununla birlikte Erbil'in İlhanlı nümismatiği açısından bilinen bir darphane merkezi olması, üzerindeki “Hülagû” adını tarihsel açıdan daha anlamlı hale getiriyor.
TDV İslâm Ansiklopedisi, Hülagû'nun yanı sıra Argun, Geyhatu, Gazan Han ve Ebû Said Bahadır Han gibi İlhanlı hükümdarlarının Erbil'de para bastırdığını belirtir. Nümismatik kataloglar da Irbil/Erbil darphanesinde Hülagû adına gümüş dirhemler ve bakır fals türlerinin üretildiğini kaydeder.
Dolayısıyla Haze'de hükümdarın adını taşıyan bakır bir nesne bulunması tarihsel olarak anlaşılabilir; fakat bu benzerlik nesnenin otomatik olarak sikke olduğu anlamına gelmez. Bilimsel açıdan doğru yaklaşım, karşılaştırma verisini kullanırken obje tipini açık bırakmaktır.
İlhanlı dönemi maddi kültürü nasıl okunmalı?
İlhanlı arkeolojisi yalnızca sikkelerden ibaret değildir. 13. ve 14. yüzyıllarda İran, Irak, Kafkasya ve Anadolu'ya yayılan siyasi ağ; seramik üretiminden metal işçiliğine, mimariden kitap sanatına kadar geniş bir maddi kültür alanı oluşturdu. Özellikle sırlı seramikler, bezemeli metal eserler, kitabeler ve nümismatik buluntular bölgesel üretim ile geniş coğrafyalı etkileşimin izlerini taşır.
Ancak geniş “İlhanlı sanatı” kategorisini Haze'de bulunan her nesneye doğrudan uygulamak doğru olmaz. Bir objenin üretildiği atölye, dolaşım yolu ve kullanım yeri birbirinden farklı olabilir. Bu nedenle Haze malzemesinin gelecekte yapılacak seramik analizleri, metal bileşimi incelemeleri ve epigrafik çalışmalarla bölgesel üretim merkezleriyle karşılaştırılması önem taşıyor.
Kurtarma kazısı neden önemli?
Kurtarma kazıları, yapılaşma, altyapı, yol, enerji yatırımı veya başka bir müdahale nedeniyle zarar görme riski taşıyan arkeolojik alanlarda bilimsel verinin kaybolmadan belgelenmesini amaçlar. Bu çalışmaların temel hedefi yalnızca “değerli eserleri çıkarmak” değil; tabakaları, mimari ilişkileri, buluntu kontekstlerini ve alanın zaman içindeki dönüşümünü kayıt altına almaktır.
Haze (215) projesinde vurgulanan geniş ölçek, alanın tek bir buluntudan çok daha kapsamlı bir arkeolojik veri seti sunduğunu gösteriyor. Hülagû yazılı bakır parça kamuoyu açısından dikkat çekici olsa da bilimsel sonuç bakımından asıl belirleyici olan, bu objenin Part ve Sasani evreleriyle birlikte alanın uzun süreli kronolojisi içine nasıl yerleştirileceğidir.
Yerel arkeoloji ekibinin rolü
Nadir Babakır, projeyi Kürdistan Bölgesi'nde bu ölçekte yerel personel, yerel kaynaklar ve ileri teknoloji ekipmanlarla yürütülen önemli bir örnek olarak tanımlıyor. Kazının Selahaddin Üniversitesi Arkeoloji Bölümüyle birlikte yürütülmesi, saha çalışmasının aynı zamanda uzmanlık ve eğitim kapasitesini geliştiren kurumsal bir boyuta sahip olduğunu gösteriyor.
Arkeolojik miras yönetiminde sürdürülebilirlik, yalnızca yabancı misyonların veya kısa süreli projelerin varlığına değil; yerel üniversitelerin, müzelerin ve koruma kurumlarının kazı, belgeleme, konservasyon ve yayın süreçlerini sürdürebilecek kurumsal kapasiteye sahip olmasına bağlıdır.
Erbil Ovası'nın arkeolojik yoğunluğu
Erbil Arkeoloji ve Kültürel Miras Müdürlüğünün verdiği rakamlara göre Erbil'de yaklaşık 1.200, Koye'de 400, Herir ve Şaklava çevresinde ise 200 tescilli arkeolojik alan bulunuyor. Babakır ayrıca son incelemelerin tarihsel Erbil'in çok sayıda küçük kent, höyük ve uzun sur hatlarından oluşan daha geniş bir yerleşim ağı içinde ele alınması gerektiğini gösterdiğini belirtiyor.
UNESCO'nun Erbil Kalesi değerlendirmesi de kentin yüzeyde görülen daha geç tarihli dokusunun altında 30 metreden fazla arkeolojik birikim bulunduğuna ve yerleşim geçmişinin Mezopotamya'daki erken kentleşme süreçlerine kadar uzandığına dikkat çekiyor.
Haze (215), bu nedenle tek başına “Hülagû'nun eseri bulundu” başlığıyla sınırlı görülmemeli. Alan, Erbil Ovası'nın Part, Sasani, İslam ve Moğol/İlhanlı dönemlerini birbirine bağlayan uzun süreli yerleşim ağını inceleme potansiyeli taşıyor.
Arkeolojik Değerlendirme
Haze (215) keşfinin en önemli yönü, üzerinde Hülagû adının bulunmasından çok, bu yazılı metal objenin çok dönemli bir arkeolojik bağlam içinde ele geçmiş olmasıdır.
Hükümdar adı taşıyan nesneler kronoloji açısından güçlü araçlardır; ancak arkeolojide bir objenin anlamı tek başına üzerindeki yazıdan değil, bulunduğu tabaka ve ilişki ağından doğar. Bu nedenle bakır parçanın işlevini açıklamadan onu vergi sistemi, saray bürokrasisi, darphane veya dini yönetimle ilişkilendirmek bilimsel açıdan erken olur.
Öte yandan Erbil'in 13. yüzyılda Moğol kuşatmasına uğraması, İlhanlı hâkimiyetine girmesi ve Hülagû adına Erbil darphanesinde para basılmış olması, Haze buluntusunu tarihsel açıdan güçlü bir bölgesel çerçeveye yerleştiriyor. Önümüzdeki aşamada stratigrafi, epigrafi, metal analizi ve karşılaştırmalı nümismatik çalışmalar nesnenin gerçek işlevini belirleyebilir.
Haze kazısının Part ve Sasani malzemeleriyle birlikte sonuçlarının yayımlanması, Erbil Ovası'ndaki süreklilik ve kırılmaları tek bir “Moğol keşfi”nin ötesinde değerlendirmeye imkân verecektir.
İlgili Yazılar
- Mardin Rabat Kalesi'nde İlk Bilimsel Kazılar: Kuzey Mezopotamya'nın Askeri Tarihi Araştırılıyor
- Dicle Barajı Suları Çekildi: 2400 Yıllık Antik Yerleşim Gün Yüzüne Çıktı
- Tal Abu Seifi Kazıları: Antik Mesen Kentinin Konumu Netleşiyor
- Eski Şark Eserleri Müzesi Yeniden Açıldı: Yakın Doğu Belleğinin İstanbul'daki İzleri
Kaynakça ve Dış Bağlantılar
- Kurdistan24, 16 Ağustos 2026 – Haze (215) kazısı ve “Hülagû” yazılı bakır parçanın duyurusu
- UNESCO World Heritage Centre – Erbil Citadel
- UNESCO / ICOMOS – Erbil'in Moğol dönemindeki tarihsel konumuna ilişkin değerlendirme
- TDV İslâm Ansiklopedisi – Erbil maddesi
- Encyclopaedia Iranica – Hulāgu Khan
- British Museum – Ilkhanid dynasty
- Numista – Irbil (Erbil) darphanesi ve İlhanlı sikke üretimi
- Wikimedia Commons – Erbil Kalesi, MSinjari, CC BY-SA 4.0
- Wikimedia Commons – Hülagû Han tasviri, kamu malı
- Wikimedia Commons – 1258–1259 Erbil kuşatması, kamu malı
- Wikimedia Commons – Hülagû adına dirhem karşılaştırma görseli, CC BY-SA 4.0
- Wikimedia Commons – İlhanlı dönemi seramik karşılaştırma görseli, Daderot, CC0
Sık Sorulan Sorular
Erbil'de bulunan Hülagû yazılı eser nedir?
Şu an için resmî açıklamada yalnızca üzerinde “Hülagû” adı kazılı nadir bir bakır parça olduğu belirtiliyor. Nesnenin sikke, mühür, plaka veya başka bir obje türü olduğu henüz açıklanmadı.
Buluntu nerede bulundu?
Buluntu, Irak Kürdistan Bölgesi'nde Erbil Ovası'nda bulunan Haze (215) arkeolojik sahasındaki kurtarma kazısında ele geçirildi.
Hülagû Han hangi yıllarda hüküm sürdü?
Hülagû'nun İlhan olarak hüküm sürdüğü dönem 1256–1265 yıllarıdır. 1258'de Bağdat'ın alınması onun seferlerinin en önemli tarihsel dönüm noktalarından biridir.
Haze'de yalnızca İlhanlı dönemi buluntuları mı var?
Hayır. İlk açıklamalarda Part ve Sasani dönemlerine ait mühürler, sikkeler, seramik kaplar ve bezemeli malzemelerin de bulunduğu bildirildi. Bu durum sahanın çok dönemli olduğunu düşündürüyor.
Bakır parça bir Hülagû sikkesi olabilir mi?
Bu bir olasılık olarak düşünülebilir çünkü Erbil'de Hülagû adına sikke basıldığı biliniyor. Ancak Haze buluntusunun sikke olduğuna ilişkin çap, ağırlık, darphane, değer veya çift yüz bilgisi açıklanmadığı için şu aşamada ona “sikke” demek doğru değildir.
Erbil İlhanlı döneminde önemli miydi?
Evet. Erbil 13. yüzyılda Moğol kuşatmasına uğradı ve daha sonra İlhanlı hâkimiyetine girdi. UNESCO kaynakları kenti Moğol döneminde Orta Doğu ile Çin arasındaki güzergâhta önemli bir durak olarak değerlendirir; ayrıca Erbil darphanesinde İlhanlı hükümdarları adına sikkeler basılmıştır.
Kazının bilimsel sonuçları yayımlandı mı?
Henüz ayrıntılı bilimsel sonuçlar yayımlanmadı. Erbil Arkeoloji ve Kültürel Miras Müdürlüğü, kapsamlı sonuçların saha çalışmaları tamamlandıktan sonra paylaşılacağını ve Haze sahasının ulusal önemde bir arkeolojik sit olarak tescillenmesinin planlandığını açıkladı.