Alaska'da İklim Krizi ve Yerli Mirası: Topluluk Odaklı Arkeolojinin Koruyucu Rolü
Alaska’nın Bering Denizi kıyısındaki Nunalleq arkeolojik alanında geçmiş artık yalnızca kazılmıyor; denize karışmadan önce kurtarılmaya çalışılıyor. 8 Eylül 2026’da Communications Earth & Environment dergisinde yayımlanan yeni bir Perspective makalesine göre, 2009’da başlayan araştırmalardan bu yana kıyı erozyonu hızlandı, alanı yüzyıllarca koruyan permafrost belirgin biçimde geriledi ve Ekim 2025’te eski Tayfun Halong’un kalıntılarının yol açtığı fırtına sırasında yaklaşık 20 metre kıyı tundrası denize gitti. 2026’da arkeologlar ve Quinhagak’taki Yup’ik topluluğu yeniden acil kurtarma çalışmalarına başladı.

Nunalleq neden bu kadar önemli?
Nunalleq, Alaska’nın güneybatısında, günümüzdeki Quinhagak yerleşiminin birkaç mil güneyinde bulunan geç temas öncesi bir Yup’ik köyü. Yerel yaşlılar tarafından verilen Nunalleq adı Yup’ik dilinde “Eski Köy” anlamına geliyor. Nunalleq Digital Museum ve 2026 tarihli akademik değerlendirmeye göre yerleşim yaklaşık MS 1570–1675 arasında kullanıldı.
Alanı olağanüstü kılan yalnız yapılar değil, donmuş zeminin yüzyıllar boyunca koruduğu organik malzemeler. Balina çubuğu, dokuma ot, ahşap, deri ve benzeri normal koşullarda hızla bozulan malzemeler burada korunabildi. Kazılarda kayak ve kızak parçaları, avcılık ve balıkçılık araçları, ev eşyaları, kişisel süsler, oyun nesneleri ve törensel objeler dahil çok büyük bir koleksiyon ortaya çıkarıldı. Hillerdal’ın 2026 tarihli makalesi koleksiyonun yaklaşık 200 bin buluntuya ulaştığını bildiriyor.
Nunalleq yalnız arkeologların “bulduğu” bir alan da değil. Proje 2009’da, kıyının hızla aşındığını gören Quinhagak topluluğunun girişimiyle Qanirtuuq Inc. ile University of Aberdeen arasında kurulan ortaklık sonucunda başladı. Yup’ik geleneğinde eski köylerin saygı gereği rahatsız edilmemesi önemliyken, kıyı erozyonunun alanı yok etme riski topluluğu kurtarma kazısına yöneltti.
2009’da donmuş zemin 50 santimetredeydi; 2018’de 1,5 metrede bile yoktu
Yeni makaledeki en çarpıcı karşılaştırmalardan biri permafrost seviyesine ilişkin. Araştırmanın ilk yıllarında ekip yaklaşık 50 santimetre derinlikte donmuş zemine ulaşıyordu. Hillerdal, 2018’deki son büyük ölçekli kazı sezonunda yaklaşık 1,5 metre derinlikte doğal tabakaya ulaşılmasına rağmen permafrosta rastlanmadığını aktarıyor.
Bu yalnız kazının teknik koşullarının değişmesi anlamına gelmiyor. Nunalleq’te ahşap, ot, lif ve diğer organik buluntuları olağanüstü biçimde koruyan ortamın temel unsurlarından biri donmuş zemindi. Permafrost çözüldüğünde organik malzeme oksijen, mikroorganizmalar, su hareketi ve sıcaklık değişimleriyle karşılaşıyor; yüzyıllarca süren koruma dengesi bozulabiliyor.
2024’e gelindiğinde 10–15 metre kıyı çoktan gitmişti
Hillerdal’ın saha gözlemlerine göre 2024 yazında, projenin ilk kazı sezonuna kıyasla kıyı çizgisinde en az 10–15 metrelik kayıp oluşmuştu. Daha da çarpıcı olan, 2009 ve 2010 yıllarında kazılan blokların bulunduğu bölümün artık tamamen ortadan kalkmış olmasıydı.
Bu durum kurtarma arkeolojisinin en zor gerçeğini gösteriyor: arkeologlar bir alanı belgeleyebilir, buluntuları koruyabilir ve dijital kayıt oluşturabilir; fakat kıyının fiziksel olarak kaybolmasını her zaman durduramaz. Arkeolojik bağlam denize karıştığında yalnız eserler değil, eserlerin birbirleriyle ve yapılarla ilişkisini gösteren bilgi de geri dönülmez biçimde kayboluyor.
Ekim 2025: Bir fırtınada yaklaşık 20 metre kıyı kayboldu
Dönüm noktası Ekim 2025’te yaşandı. Batı Alaska’yı etkileyen eski Tayfun Halong’un kalıntılarının oluşturduğu güçlü fırtına kabarması, Nunalleq kıyısında yeni bir kırılmaya yol açtı. 2026 tarihli Perspective makalesine göre yaklaşık 20 metre kıyı tundrası daha denize gitti ve daha önce güvenli olduğu düşünülen, kazılmamış arkeolojik dolgular yeniden doğrudan kıyı çizgisine yaklaştı.
Alaska Public Media’nın fırtınadan hemen sonraki saha haberinde de Nunalleq çevresindeki kıyı kaybının yaklaşık 60 feet’e —yaklaşık 18 metreye— ulaştığı, binlerce yıllık değil ama yaklaşık dört-beş yüzyıllık Yup’ik ahşap eserlerin, kapların ve maskelerin sahile saçıldığı bildirildi. Quinhagak sakinleri ve arkeologlar fırtınanın ardından sahilde acil toplama ve belgeleme çalışmasına girişti.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta: Tek bir fırtınanın “iklim değişikliği tarafından yaratıldığını” söylemek için olay özelinde bir iklim atıf çalışması gerekir. İncelenen kaynaklar böyle bir atıf çalışması sunmuyor. Buna karşılık permafrost çözülmesi, deniz buzundaki değişimler ve hızlanan kıyı erozyonunun Alaska’daki kültürel miras alanlarının fırtınalara karşı kırılganlığını artırdığı hem yeni makalede hem de U.S. National Park Service çalışmalarında açık biçimde belgeleniyor.
2026 kurtarma kazıları yeniden başladı
Fırtınanın ardından arkeologların “güvende” kabul ettiği bölümler yeniden risk altında kaldı. Washington State University Research Exchange’de yayımlanan Rick Knecht imzalı saha raporuna göre 24 Mayıs–13 Haziran 2026 tarihleri arasında yeni bir acil kurtarma çalışması yürütüldü. Uluslararası gönüllü arkeologlar ve konservatörler, Qanirtuuq Inc. ve Nalaquq LLC çalışanlarıyla birlikte haftada altı gün çalışarak hızla aşınan kıyıdaki arkeolojik malzemeyi kurtarmaya çalıştı.
2026 yazındaki destek kampanyaları, Mayıs–Haziran çalışmasında binlerce buluntunun kurtarıldığını ve kıyıdaki hızlı kayıp nedeniyle Ağustos ayında ek bir kurtarma ekibi oluşturulmasının planlandığını bildiriyor. Bu rakamlar hakemli bir nihai kazı raporundan değil, proje ve destek duyurularından geldiği için kesin yıllık envanter sayısı olarak değerlendirilmemeli.
Köyün geçmişi neden bugünkü topluluk için de önemli?
Nunalleq projesinin dikkat çekici yönlerinden biri, buluntuların araştırma için Alaska’dan çıkarılıp kalıcı biçimde başka koleksiyonlara taşınmaması. Proje kapsamında konservasyon gören eserler Quinhagak’a döndü ve bugün topluluğa ait Nunalleq Museum’da korunuyor. Dijital müze de sergiyi Yup’ik topluluğu ile birlikte oluşturulan yorumlarla çevrimiçi erişime açıyor.
Hillerdal’a göre bu süreç, arkeolojinin yalnızca geçmiş hakkında akademik bilgi üretmekle kalmayıp kuşaklar arası bilgi aktarımını ve güncel kültürel pratiklerle bağı güçlendirebileceğini gösteriyor. Özellikle balıkçılık, avcılık, el sanatları, dans ve törenlerle ilişkili arkeolojik nesneler, geçmiş uygulamalar ile bugün sürdürülen Yup’ik gelenekleri arasında somut bağlantılar kuruyor.
Bu, makalenin temel tezini oluşturuyor: iklim değişikliğinin fiziksel mirası tehdit ettiği bir ortamda topluluk temelli arkeoloji, kaybı yalnız “belgelemek” yerine yerel kültürel dayanıklılığı destekleyen bir araç haline gelebilir.
“Arkeoloji tarafsız kalmamalı” ne anlama geliyor?
Yeni yayının en tartışmalı bölümü teknik saha sonuçlarından değil, arkeolojinin toplumsal rolüne ilişkin öneriden geliyor. Charlotta Hillerdal, iklim krizi ve sömürgecilik tarihinin etkileri karşısında arkeolojinin kendisini tamamen tarafsız bir gözlemci olarak konumlandıramayacağını; yerli toplulukların bilgi sistemlerini, karar alma hakkını ve çevresel adalet taleplerini destekleyen bir ortaklığa yönelmesi gerektiğini savunuyor.
Bu görüşü bir “arkeoloji biliminin kesin sonucu” olarak değil, Perspective türündeki makalenin normatif mesleki önerisi olarak okumak gerekiyor. Bununla birlikte Nunalleq örneğinde topluluğun araştırma gündemindeki rolü, eserlerin yerel müzeye dönmesi ve dijital müzenin birlikte üretilmesi, bu yaklaşımın pratikte nasıl uygulanabildiğine dair somut örnekler sunuyor.
Arkeolojik Değerlendirme: İklim değişikliğinde asıl kayıp “eser” değil, bağlam olabilir
Nunalleq’in hikâyesi iklim değişikliğinin arkeoloji için neden özel bir tehdit olduğunu açık biçimde gösteriyor. Bir ahşap maske sahilden bulunup müzeye taşındığında fiziksel nesne kurtarılmış olabilir. Ancak maskenin hangi tabakadan geldiği, hangi yapıyla ilişkili olduğu, yanında hangi nesnelerin bulunduğu ve kullanım evresinin ne olduğu bilinmiyorsa arkeolojik bilginin önemli bölümü kaybedilmiş olur.
Bu nedenle iklim kaynaklı miras yönetiminde yalnız “eser kurtarma” yeterli değildir. Risk haritalaması, kıyı ve permafrost izleme, fotogrametri, üç boyutlu belgeleme, hızlı müdahale planları, konservasyon kapasitesi ve yerel topluluklarla önceden kurulmuş çalışma ağları birlikte düşünülmelidir. Arkeoloji.Biz’de daha önce ele aldığımız dijital arkeoloji ve kültürel mirasın belgelenmesi konusu, Nunalleq gibi fiziksel kaybın durdurulamadığı alanlarda özellikle kritik hale geliyor.
Bir başka önemli ders önceliklendirme. Alaska’nın tamamındaki bütün riskli alanları aynı anda kazmak mümkün değil. NPS projelerinde de yerel ve Tribal topluluklarla birlikte hangi alanların kültürel açıdan en önemli olduğunun belirlenmesi, hangi kaynakların önce belgelenmesi veya korunması gerektiğine birlikte karar verilmesi öne çıkıyor.
Kesin, görüş ve henüz bilinmeyen
- Kesin: Nunalleq geç temas öncesi bir Yup’ik yerleşimidir ve araştırmalar 2009’da topluluk ile arkeologların ortak kurtarma projesi olarak başladı.
- Kesin: 2024’e gelindiğinde ilk kazı yıllarına göre en az 10–15 metre kıyı kaybolmuştu; 2009–2010 kazı bloklarının bulunduğu bölüm artık yoktu.
- Kesin: Ekim 2025 fırtınası sırasında yaklaşık 20 metre daha kıyı tundrası aşındı.
- Kesin: 2026’da yeni acil kurtarma çalışmaları yapıldı.
- Kesin: Permafrost seviyesi araştırma yılları içinde belirgin biçimde geriledi ve alanın organik buluntuları için koruma koşulları kötüleşti.
- Yazarın görüşü: Hillerdal, arkeolojinin iklim krizi ve sömürgecilik mirası karşısında tarafsız kalmaması, yerli toplulukların amaçlarıyla daha açık biçimde dayanışma kurması gerektiğini savunuyor.
- Henüz söylenemez: Halong’un Alaska’daki belirli etkilerinin ne kadarının insan kaynaklı iklim değişikliğine atfedilebileceği, bu makalede özel bir olay-atıf analiziyle hesaplanmıyor.
Nunalleq koleksiyonu 2026 sonbaharında Anchorage’da da gösterilecek
Nunalleq’in kamuya açılan hikâyesi de büyüyor. Anchorage Museum, “Nunalleq: The Old Village” sergisini 2 Ekim 2026–4 Nisan 2027 tarihleri arasında ziyaretçilere sunacağını duyurdu. Müze, 2009’dan bu yana 150 binden fazla buluntunun kazılıp korunduğunu; koleksiyonda aletler, bebekler/oyuncak figürleri, maskeler, giysiler ve avcılık ekipmanlarının bulunduğunu belirtiyor.
Rakamların farklı kaynaklarda 150 binin üzerinde ya da yaklaşık 200 bin olarak verilmesi bir çelişki olmak zorunda değil: Anchorage Museum kamuya yönelik sayfasında “150 binden fazla”, Hillerdal’ın 2026 tarihli akademik makalesinde ise koleksiyon için “yaklaşık 200 bin” ifadesini kullanıyor. Güncel nihai katalog sayısı yayımlanana kadar haberde kaynakların kendi ifadelerini korumak en güvenli yaklaşım.
Arkeoloji.Biz’de İlgili Yazılar
- Dijital Arkeoloji: Kültürel Mirasın Korunmasında Yeni Teknolojiler ve Vietnam Örneği
- Jamaika Kıyılarında Sualtı Arkeolojisi: Port Royal ve Denizcilik Mirasının Korunması
- Kültürel Miras ve Korunması Üzerine Multidisipliner Yaklaşımlar
Kaynakça ve Dış Bağlantılar
- Charlotta Hillerdal, “Community-based archaeology reinforces Indigenous cultural resilience to climate change in Alaska”, Communications Earth & Environment 7, 733 (2026), DOI: 10.1038/s43247-026-03970-6 — yayımlanma: 8 Eylül 2026.
- Nunalleq Digital Museum & Catalogue — Quinhagak topluluğu ile birlikte oluşturulan proje ve koleksiyon kaynağı.
- Washington State University Research Exchange — Rick Knecht, 24 Mayıs–13 Haziran 2026 Nunalleq kurtarma çalışması raporu.
- U.S. National Park Service — Alaska’s Endangered Heritage: Climate Change and Cultural Preservation.
- U.S. National Park Service — Stories Yet Told: Alaska’s Cultural Heritage in a Time of Unprecedented Climate Change.
- Alaska Public Media — Ex-Typhoon Halong sonrası Quinhagak ve Nunalleq kıyı kaybı, 20 Ekim 2025.
- Anchorage Museum — Nunalleq: The Old Village, 2 Ekim 2026–4 Nisan 2027.
Sık Sorulan Sorular
Nunalleq nerede?
Nunalleq, Alaska’nın güneybatısında Bering Denizi kıyısında, Quinhagak yerleşiminin birkaç mil güneyinde bulunan geç temas öncesi bir Yup’ik arkeolojik alanıdır.
Nunalleq kaç yıllık?
Yeni akademik değerlendirme ve Nunalleq Digital Museum, yerleşimin yaklaşık MS 1570–1675 arasında kullanıldığını belirtiyor. Bu nedenle alan yaklaşık 350–450 yıllık bir geçmişi temsil ediyor.
2025 fırtınasında ne kadar kıyı kayboldu?
8 Eylül 2026 tarihli akademik makaleye göre Ekim 2025’te eski Tayfun Halong’un etkileri sırasında yaklaşık 20 metre kıyı tundrası aşındı.
İklim değişikliği arkeolojik alanlara nasıl zarar veriyor?
Permafrost çözülmesi, kıyı ve nehir erozyonu, fırtına kabarmaları, yangınlar ve değişen yağış rejimleri arkeolojik dolguları açığa çıkarabilir veya tamamen yok edebilir. Organik eserler donmuş ya da suya doygun koruma ortamından çıktığında çok hızlı bozulabilir.
Nunalleq kazıları neden topluluk temelli arkeoloji örneği sayılıyor?
Kurtarma projesi Quinhagak topluluğunun girişimiyle başladı; araştırma yerel kurumlarla ortak yürütülüyor, eserler Yup’ik toprağındaki Nunalleq Museum’da korunuyor ve dijital müze yerel toplulukla birlikte yorumlanıyor.
Yeni Nature makalesi bir kazı raporu mu?
Hayır. 8 Eylül 2026’da Communications Earth & Environment’da yayımlanan metin hakemli bir Perspective makalesidir. Nunalleq’teki saha gözlemlerini kullanırken arkeolojinin iklim krizi ve çevresel adalet karşısındaki toplumsal rolü üzerine bir görüş de savunur.
Tayfun Halong’un kendisine iklim değişikliği neden oldu denebilir mi?
Bu kaynaklara dayanarak böyle kesin bir ifade kullanılamaz. Belirli bir fırtınanın iklim değişikliğiyle bağlantısının nicel olarak kurulması olay-atıf çalışması gerektirir. Buna karşılık Alaska’da permafrost çözülmesi ve kıyı erozyonunun kültürel miras alanlarının kırılganlığını artırdığı iyi belgelenmiştir.