İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde Geniş Kapsamlı Koruma Hamlesi: 54 Bin Çini Restore Edildi
İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde Geniş Kapsamlı Koruma Hamlesi: 54 Bin Çini Restore Edildi
Kültürel mirasın korunması, yalnızca kazı alanlarından yeni buluntuların çıkarılmasıyla sınırlı değildir; müze depolarında uygunsuz çevre koşulları veya zamanın getirdiği tahribat nedeniyle riske giren eserlerin bilimsel yöntemlerle müdahale görmesini de kapsar. İstanbul Arkeoloji Müzeleri kompleksi içerisinde yer alan Çinili Köşk Müzesi ile ana müze depolarında gerçekleştirilen son restorasyon programı, bu yaklaşımın somut bir örneğidir. Yürütülen sistematik çalışmalar neticesinde 54 bin adet çini ve seramik fragman ele alınarak konservasyon süreçlerinden geçirilmiştir.
Restorasyon projesi, mimari yapılardan sökülerek envantere giren tekil çinilerden pano parçalarına, kazı kökenli seramik fragmanlarından Saray koleksiyonlarına uzanan geniş bir materyal grubunu kapsamaktadır. Fiziksel bütünlüğünü kaybetmiş, yüzeyinde çözünebilir tuz birikimi bulunan veya geçmiş dönemlerde restorasyonda kullanılan uygunsuz kimyasallarla bozulmuş eserler, modern konservasyon etiğine uygun olarak yeniden ele alınmıştır.
Tarihsel ve Arkeolojik Bağlam
Anadolu coğrafyasında çini ve seramik sanatı, 11. yüzyıldan itibaren Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu geleneğiyle mimarinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Kubadabad Sarayı kazılarında ortaya çıkarılan insan ve hayvan figürlü yıldız ve haç varyasyonlu çiniler, dönemin saray estetiğini gösteren temel arkeolojik verilerdir. 14. ve 15. yüzyıllarda Beylikler döneminde gelişen mozaik çini ve renkli sır teknikleri, Osmanlı İmparatorluğu'nun yükselme dönemiyle birlikte İznik ve Kütahya merkezli imalathanelerde zirve noktasına ulaşmıştır.
İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin ana birimlerinden biri olan ve 1472 yılında Fatih Sultan Mehmed tarafından yaptırılan Çinili Köşk, sivil mimari örneği olmasının yanı sıra Osmanlı döneminde üretilen çini ve seramiklerin sergilendiği ana mekândır. Restore edilen 54 bin parça; 13. yüzyıl Selçuklu mozaik çinilerinden 16. yüzyıl İznik sır altı tekniğindeki "kobra yeşili" ve "mercan kırmızı" pigmentli panolara, 17. ve 18. yüzyıl Kütahya üretimi duvar çinilerine kadar geniş bir kronolojik dizilim sunmaktadır.
Mimari seramiklerin korunmasındaki temel arkeometrik zorluk, pişme derecesi, kullanılan kilin mineralojik yapısı ve üzerindeki sır tabakasının genleşme katsayısı arasındaki farklardan kaynaklanır. Depo ortamlarındaki nem dalgalanmaları, sır altındaki gözeneklerde tuz kristalleşmesine (efloresans) neden olarak sır tabakasının kalkmasına ve pul pul dökülmesine yol açar. Bu durum, eserlerin belgelenmesini ve acil konservasyon müdahalesini zorunlu kılar.
Uzman Değerlendirmesi
Konservasyon Metodolojisi ve Bütüncül Koruma
Arkeolojik ve etnogratik nitelikteki mimari seramiklerin restorasyonunda uluslararası kabul gören Venedik Tüzüğü ve ICOM-CC (Uluslararası Müzeler Konseyi - Konservasyon Komitesi) ilkeleri belirleyicidir. 54 bin çininin restorasyonunda izlenen metodoloji şu temel aşamaları içerir:
- Mekanik ve Kimyasal Temizlik: Eser yüzeyindeki toz, pas ve geçmiş niteliksiz restorasyon kalıntıları (epoksi, alçı veya sentetik yapıştırıcılar) mikro motorlar ve uygun çözücüler yardımıyla uzaklaştırılmıştır.
- Tuzdan Arındırma (Desalinizasyon): Gözenekli seramik bünyeye nüfuz etmiş çözünebilir tuzlar, deiyonize su banyoları ve selüloz kompresleri kullanılarak iletkenlik değerleri sabitlenene kadar temizlenmiştir.
- Sağlamlaştırma ve Konsolidasyon: Sır dökülmesi riski taşıyan yüzeyler, geri dönüştürülebilir akrilik reçineler (örneğin Paraloid B-72) ile düşük konsantrasyonda emdirilerek sabitleştirilmiştir.
- Tümleme ve Renk Bütünlüğü: Eksik parçaların tümlemesinde eserin özgün yapısından ayırt edilebilen, reversibl (geri dönüştürülebilir) özel restorasyon harçları tercih edilmiş; estetik bütünlük için nokta tarama veya tarafsız tonlama teknikleri uygulanmıştır.
Bu ölçekteki bir koruma projesi, sadece görsel bir iyileştirme değil, aynı zamanda eserlerin dijital envanter sistemlerine aktarılarak araştırmacılara açılmasını sağlayan bilimsel bir veri altyapısı oluşturmaktadır.
İlgili Yazılar
- İstanbul Arkeoloji Müzeleri Çinili Köşk Restorasyonu: 54 Bin Tarihî Çini Koruma Altında
- İstanbul Arkeoloji Müzeleri restorasyonunda Çinili Köşk’te 54 bin çini belgelendi...
- İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde Yapısal ve Teşhirsel Dönüşüm: Deprem Güvenliği ve...
- İstanbul Arkeoloji Müzeleri: Üç Müze, Tarihçe, Başyapıtlar ve Ziyaret Rehberi
- Pera Müzesi'nde İstanbul'un Arkeolojik Belleği: Bir Zaman Yolculuğu
Kaynakça ve Dış Bağlantılar
Sık Sorulan Sorular
Restorasyon sürecinde kullanılan geri dönüştürülebilirlik (reversibilite) ilkesi nedir?
Geri dönüştürülebilirlik, restorasyon sırasında kullanılan tüm kimyasal ve fiziksel malzemelerin, gelecekte esere zarar vermeden ve özgün yapıya etki etmeden çıkarılabilir olması esasına dayanır. Çini restorasyonunda kullanılan akrilik reçineler ve özel yapıştırıcılar bu ilkeye uygun olarak seçilir.
Çinilerde görülen sır dökülmesinin temel sebebi nedir?
Sır dökülmesinin ana nedeni, seramik hamuru ile üzerindeki camlaşmış sır tabakasının farklı genleşme katsayılarına sahip olmasıdır. Müze depolarındaki nem ve sıcaklık değişimleri ile bünyede biriken tuzların kristalleşmesi, sır tabakasının altından baskı yaparak dökülmelere yol açar.
İstanbul Arkeoloji Müzeleri'ndeki restore edilen çiniler hangi dönemlere aittir?
Eserler çoğunlukla Anadolu Selçuklu, Beylikler dönemi, Klasik Osmanlı dönemi (16. yüzyıl İznik üretimi) ve Geç Osmanlı dönemi (17.-19. yüzyıl Kütahya ve Çanakkale imalatları) seramiklerinden oluşmaktadır.