Yenikapı Kazıları ve İstanbul'un Kronolojik Dönüşümü: Arkeolog Sırrı Çölmekçi'nin Değerlendirmeleri
Yenikapı Kazıları ve İstanbul'un Kronolojik Dönüşümü: Arkeolog Sırrı Çölmekçi'nin Değerlendirmeleri
Giriş
İstanbul'un modern ulaşım ağını şekillendiren Marmaray ve Metro projeleri sırasında, 2004 ile 2013 yılları arasında yürütülen Yenikapı kurtarma kazıları, dünya arkeoloji literatürünün en önemli projelerinden biri olarak kabul edilmektedir. İstanbul Arkeoloji Müzeleri müdürlüğünde gerçekleştirilen bu kazılar, kentin sadece Bizans ve Osmanlı dönemlerine değil, aynı zamanda tarih öncesi dönemlerine dair de benzersiz veriler sunmuştur.
Kazı çalışmalarında aktif görev alan Arkeolog Sırrı Çölmekçi, katıldığı etkinlikte Yenikapı'da elde edilen bulguların bilimsel önemini, kazı metodolojisini ve karşılaşılan zorlukları aktardı. Çölmekçi'nin sunumu, antik liman dolgularından Neolitik bataklık katmanlarına uzanan stratigrafik yapının nasıl çözümlendiğini anlamak adına önemli ipuçları barındırıyor.
Tarihsel ve Arkeolojik Bağlam
Yenikapı kazı alanı, antik dönemde Konstantinopolis'in en büyük limanlarından biri olan Theodosius Limanı'na (Portus Theodosiacus) ev sahipliği yapmaktaydı. İmparator I. Theodosius döneminde (MS 4. yüzyıl sonu) inşa edilen bu liman, Lykos (Bayrampaşa) Deresi'nin taşıdığı alüvyonlar nedeniyle zamanla dolmuş ve işlevini yitirmiştir. Bu doğal dolgu süreci, liman içindeki arkeolojik verilerin oksijensiz (anaerobik) bir ortamda, günümüze kadar mükemmel şekilde korunmasını sağlamıştır.
Kazılarda elde edilen en önemli buluntu gruplarından biri, MS 5. ile 11. yüzyıllar arasına tarihlenen 37 adet gemi batığıdır. Bu batıklar, antik dönemden orta çağa geçiş sürecindeki gemi yapım teknolojilerini, kullanılan ahşap türlerini ve Akdeniz ticaret ağlarını aydınlatan birer birincil kaynak niteliğindedir. Ayrıca, liman tabanının altındaki denizel kil tabakasının altında saptanan Neolitik Dönem yerleşimi (yaklaşık MÖ 6500-6000), İstanbul'un tarih öncesi dönemdeki çevre koşulları ve insan yerleşim modelleri hakkında devrim niteliğinde bilgiler sağlamıştır.
Uzman Değerlendirmesi
Arkeolog Sırrı Çölmekçi'nin Analizi:
Çölmekçi, Yenikapı kazılarının sadece bir buluntu toplama süreci olmadığını, aynı zamanda çok disiplinli (multidisipliner) bir belgeleme ve konservasyon laboratuvarı işlevi gördüğünü vurgulamaktadır. Özellikle su altı arkeolojisi ile karasal arkeolojinin kesişim noktasında yer alan bu alanda, ıslak ahşap konservasyonu için Polietilen Glikol (PEG) yönteminin kullanılması ve batıkların tek tek dijitalleştirilerek kaldırılması, Türk arkeolojisi için büyük bir metodolojik kazanım olmuştur.
Çölmekçi ayrıca, Neolitik tabakalarda bulunan insan ayak izlerinin ve urne tipi mezarların, Marmara Bölgesi'nin Holosen dönemi deniz seviyesi değişimleri ve paleocoğrafyası ile doğrudan ilişkili olduğunu belirtmektedir. Bu durum, arkeolojinin jeoloji ve klimatoloji gibi fen bilimleriyle entegre çalışmasının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.
İlgili Yazılar
Kaynakça ve Dış Bağlantılar
Sık Sorulan Sorular
Yenikapı kazıları neden bu kadar uzun sürdü?
Kazı alanı, çok katmanlı bir stratigrafiye sahipti. Bizans Dönemi liman dolgularından Neolitik Dönem bataklık katmanlarına kadar inen süreçte, her bir buluntunun (özellikle organik ahşap batıkların) yerinde belgelenmesi, çizilmesi ve kimyasal yöntemlerle korunarak kaldırılması hassas ve zaman alıcı bir çalışma gerektirmiştir.
Yenikapı'da bulunan batıkların önemi nedir?
Yenikapı'da bulunan 37 batık, dünyanın en geniş toplu batık koleksiyonunu oluşturmaktadır. Bu gemiler, Akdeniz'deki gemi inşa teknolojisinin "kabuk öncelikli" yöntemden "iskelet öncelikli" yönteme geçiş evrelerini kesintisiz olarak belgeleyen yegane koleksiyondur.
Neolitik ayak izleri neyi ifade ediyor?
MÖ 6500 yıllarına tarihlenen bu ayak izleri, o dönemde henüz deniz seviyesinin yükselmediği ve Yenikapı'nın bir dere kenarı/bataklık olduğu dönemde yaşamış ilk İstanbullulara aittir. Bu buluntu, kentin yerleşik yaşam tarihini yaklaşık 8500 yıl öncesine dayandırmaktadır.