Bilecik’te 25 Kaplumbağa Figürini: Gedikkaya Mağarası’nda Epipaleolitik Ritüel İzleri
📌 Kısa Özet: Bilecik'in İnhisar ilçesindeki Gedikkaya Tepesi ve İn Mağarası'nda 2026 kazı sezonunda yaklaşık 25 kaplumbağa biçimli taş figürin ortaya çıkarıldı. Kireçtaşından yapılan, bazılarının kil ile kaplandığı bildirilen eserlerin bulunduğu arkeolojik bağlam MÖ 14.500–11.200 arasındaki Epipaleolitik döneme tarihleniyor. Figürinlerin dairesel bir düzenlemenin çevresinde toprağa dik yerleştirilmesi ritüel kullanım olasılığını güçlendiriyor; ancak “dağ kültü”, uzun ömür sembolü veya kesin bir inanç sistemi gibi yorumlar henüz kanıtlanmış değil.
Bilecik, Söğüt–Geçitli çevresinde Sakarya Nehri vadisi. Fotoğraf Gedikkaya Mağarası'nın kendisini göstermemektedir; mağaranın içinde yer aldığı Orta Sakarya coğrafyasını tanıtmak amacıyla kullanılmıştır. Fotoğraf: MERMERCİ ÖZGÜR1 / Wikimedia Commons, CC BY 3.0.
- Keşif Nerede Yapıldı?
- 2026 Sezonunda Ne Bulundu?
- Figürinler Gerçekten 16.500 Yıllık mı?
- Ritüel Kullanım Ne Kadar Kesin?
- “Dağ Kültü” İddiası Kanıtlandı mı?
- Şanlıurfa ve Taş Tepeler ile İlişkisi Var mı?
- Kesin, Olası ve Bilinmeyen
- Arkeolojik Değerlendirme
- Arkeoloji.Biz'de İlgili Yazılar
- Kaynakça
- Sık Sorulan Sorular
Keşif Nerede Yapıldı?
Buluntu Şanlıurfa'da değil, Bilecik'in İnhisar ilçesindeki Gedikkaya Tepesi ve İn Mağarası Arkeolojik Kazı Alanı'nda ortaya çıkarıldı. Gedikkaya Mağarası, İnhisar'ın yaklaşık 1 kilometre güneydoğusunda, İnkaya olarak adlandırılan kayalık tepenin kuzeye bakan yamacında ve Sakarya Vadisi'ne hâkim bir konumda bulunuyor.
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nün kurumsal bilgilerine göre mağaradaki arkeolojik kalıntılar 2017 yılı yüzey araştırmalarında belirlendi. 2019'dan itibaren Bilecik Müzesi başkanlığında kurtarma kazıları yürütüldü. 2026 sezonundaki çalışmalar ise Kültür ve Turizm Bakanlığı adına Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi'nden Prof. Dr. Deniz Sarı başkanlığındaki ekip tarafından gerçekleştirildi.
İnhisar ilçesinin Bilecik ili içindeki konumu. Harita: Batuhan duz / Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0.
Gedikkaya'nın uzun tarihöncesi dizisi, mağara arkeolojisinin neden yalnızca tek bir buluntuya bakılarak yorumlanamayacağını da gösteriyor. Mağaraların stratigrafik birer arşiv olarak önemini daha geniş çerçevede Arkeoloji.Biz'in mağara arkeolojisi dosyasında ele almıştık.
2026 Sezonunda Ne Bulundu?
18 Mayıs–18 Temmuz 2026 tarihleri arasında 14 kişilik bir ekiple sürdürülen kazılarda yaklaşık 25 kaplumbağa biçimli figürin gün ışığına çıkarıldı. Anadolu Ajansı'nın kazı başkanı Deniz Sarı'nın açıklamalarına dayanan haberine göre figürinler çoğunlukla kireçtaşından üretildi; bazı örneklerin yüzeyinde kil kaplama bulundu. En büyük örnek yaklaşık 30 santimetre uzunluğunda ve 20 santimetre genişliğinde.
Figürinlerin önemli bir bölümü son derece ayrıntılı heykeller değil. Kazı ekibi çok sayıda örneğin kaba veya hızlı biçimde şekillendirildiğini belirtiyor. Bu özellik, nesnelerin sergilenmek üzere hazırlanmış estetik objelerden ziyade belirli bir eylem sırasında üretilmiş olabileceği düşüncesini gündeme getiriyor.
Buluntuların koruma, inceleme ve restorasyon amacıyla Bilecik Müzesi ile Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi'ne götürüldüğü bildirildi.
Figürinler Gerçekten 16.500 Yıllık mı?
Haber başlıklarında sıkça “16.500 yıllık kaplumbağa figürinleri” ifadesi kullanılıyor. Bunun bilimsel olarak biraz daha dikkatli söylenmesi gerekiyor.
2024 yılında Belleten'de yayımlanan ayrıntılı Gedikkaya çalışmasına göre mağarada bugüne kadar güvenilir biçimde belgelenmiş en erken yerleşim MÖ yaklaşık 14.500 tarihine uzanıyor. Mağara daha sonra Neolitik ve Kalkolitik dönemlerde de kullanıldı. 2025'te Anatolian Research'te yayımlanan ayrı bir çalışma ise ritüel ve simgesel buluntular içeren Epipaleolitik tabakalardan birini kalibre edilmiş MÖ 13.166–11.200 aralığına yerleştiriyor.
2026 haberinde verilen MÖ 14.500–11.200 aralığı, figürinlerin bulunduğu arkeolojik bağlamın radyokarbon kronolojisine dayanıyor. Şu aşamada kamuya açık kaynaklarda her bir kaplumbağa figürininin ayrı ayrı doğrudan tarihlendiğini gösteren bir laboratuvar sonucu yayımlanmış değil.
Bu ayrım, modern arkeolojide buluntunun kendisi kadar bağlamın, stratigrafinin ve tarihleme yönteminin neden önemli olduğunu gösteren iyi bir örnek.
Ritüel Kullanım Ne Kadar Kesin?
Kazı başkanının aktardığı en dikkat çekici veri, kaplumbağa figürinlerinin dairesel bir mimari düzenlemenin çevresinde toprağa dik biçimde yerleştirilmiş olması. Bu tekrar eden ve düzenli yerleştirme, kazı ekibinin figürinleri ritüel davranışla ilişkilendirmesinin temel gerekçelerinden biri.
Bu yorum bütünüyle yeni de değil. Gedikkaya'nın Epipaleolitik tabakaları, 2026 buluntularından önce de sembolik ve ritüel davranış açısından akademik olarak tartışılıyordu. Deniz Sarı'nın 2025 tarihli çalışması, MÖ 13.166–11.200'e tarihlenen bir tabakada nişler, özel düzenlemeler ve doğal bir dikit çevresinde oluşturulmuş alan gibi unsurları inceliyor ve mağarada gelişmiş sembolik uygulamaların bulunduğunu savunuyor.
Dolayısıyla ritüel kullanım olasılığı güçlü ve kazı ekibinin bilimsel yorumuyla uyumlu. Yine de “kaplumbağa figürinlerinin işlevi kesin olarak şuydu” diyebileceğimiz yazılı bir açıklama veya tek anlamlı bir arkeolojik kanıt yok. Nesnelerin anlamı, bağlam ve tekrar eden yerleştirme üzerinden yorumlanıyor.
Sarı'nın figürinlerin toprağa bırakılmasını günümüzdeki Hıdırellez dilek pratiklerine benzetmesi de bir açıklama analojisidir; Epipaleolitik Gedikkaya ile modern Hıdırellez arasında tarihsel devamlılık kanıtı değildir.
“Dağ Kültü” İddiası Kanıtlandı mı?
Hayır. Kazı ekibinin tartıştığı olasılıklardan biri, tarihöncesi insanların Gedikkaya Tepesi'nin biçimini bir kaplumbağaya benzetmiş olabileceği ve bu peyzaj algısının figürinlerle bağlantılı olabileceği yönünde.
Ancak Deniz Sarı'nın kendi açıklamasında da alanı kesin biçimde bir “dağ kültü” olarak tanımlamak için erken olduğu vurgulanıyor. Bu nedenle “Gedikkaya'da dağ kültü kanıtlandı” veya “kaplumbağaya benzeyen tepeye tapınılıyordu” türünden cümleler mevcut kanıtın ötesine geçiyor.
Aynı ihtiyat kaplumbağanın anlamı için de gerekli. Uzun yaşam, dayanıklılık, su, yeniden doğuş veya kozmoloji gibi anlamlar farklı kültürlerde kaplumbağayla ilişkilendirilebilir; fakat Gedikkaya'daki Epipaleolitik topluluğun figürinlere hangi anlamı yüklediğini bugün bilmiyoruz.
Şanlıurfa ve Taş Tepeler ile İlişkisi Var mı?
Mevcut yazının ilk sürümündeki en büyük hata, Gedikkaya buluntularını Şanlıurfa'daki Taş Tepeler Projesi'nin bir parçası gibi sunmasıydı. Gedikkaya, Taş Tepeler kapsamında değildir. Coğrafya, kronoloji ve araştırma projesi farklıdır.
Şanlıurfa'daki Göbeklitepe, Karahantepe, Sayburç ve diğer Taş Tepeler alanlarının büyük bölümü Çanak Çömleksiz Neolitik dönem tartışmalarıyla öne çıkarken, Gedikkaya'daki kaplumbağa buluntularının bağlamı daha erken Epipaleolitik evrelere uzanıyor.
Bu iki dünyanın birbirine karıştırılmaması gerekiyor. Anadolu'da Neolitik dönüşümün genel çerçevesi için Anadolu'da Neolitik Çağ dosyamıza, Taş Tepeler'in Şanlıurfa'daki gerçek araştırma çerçevesi için ise Şanlıurfa Neolitik Kazıları: Taş Tepeler Projesi yazımıza bakılabilir.
Kesin, Olası ve Bilinmeyen
| Kanıt Düzeyi | Bugün Ne Söyleyebiliriz? |
|---|---|
| ✅ Kesin | Buluntu Şanlıurfa'da değil, Bilecik'in İnhisar ilçesindeki Gedikkaya Tepesi / İn Mağarası'ndadır. |
| ✅ Kesin | 2026 sezonunda yaklaşık 25 kaplumbağa biçimli figürin bulundu; çoğu kireçtaşından, bazıları kil kaplamalıdır. |
| ✅ Kesin | En büyük örneğin yaklaşık 30 × 20 cm olduğu bildirildi. |
| ✅ Kesin | Gedikkaya'nın güvenilir radyokarbon kronolojisi en erken yerleşimi yaklaşık MÖ 14.500'e kadar götürüyor; alan Epipaleolitik, Neolitik ve Kalkolitik dönemlerde kullanıldı. |
| ✅ Kesin | Figürinlerin bir bölümünün dairesel mimari düzenlemenin çevresinde toprağa dik yerleştirildiği kazı başkanı tarafından bildirildi. |
| 🟡 Güçlü yorum | Düzenli yerleştirme ve mağaranın daha önce belgelenmiş sembolik alanları, figürinlerin ritüel kullanımını makul kılıyor. |
| 🟡 Hipotez | Figürinlerin Gedikkaya Tepesi'nin kaplumbağaya benzeyen biçimiyle ilişkili olması mümkün olabilir. |
| ❓ Bilinmiyor | Kaplumbağanın Gedikkaya topluluğu için tam olarak neyi simgelediği. |
| ❓ Bilinmiyor | Her bir figürinin ayrı ayrı doğrudan radyokarbonla tarihlenip tarihlenmediği; yayımlanan kronoloji arkeolojik bağlama aittir. |
| ❌ Desteklenmiyor | Buluntuların Şanlıurfa, Karahantepe veya Taş Tepeler Projesi'ne ait olduğu iddiası. |
| ❌ Desteklenmiyor | Kaplumbağaların kesin olarak su kültünü, uzun ömrü veya yer-gök kozmolojisini temsil ettiği iddiası. |
Arkeolojik Değerlendirme
Gedikkaya'daki asıl önemli gelişme, 25 küçük taş hayvan bulunmasından ibaret değil. Yeni buluntular, Kuzeybatı Anadolu'da Epipaleolitik toplulukların mağarayı yalnızca geçici barınak olarak değil, belirli sembolik davranışların gerçekleştirildiği bir yer olarak da kullanmış olabileceğine dair önceki verileri güçlendiriyor.
Burada arkeolojik açıdan en değerli unsur “kaplumbağa” kelimesinden önce bağlam. Aynı biçimin çok sayıda tekrarlanması, bazı örneklerin hızlı biçimlendirilmiş görünmesi ve nesnelerin belirli bir mimari düzen çevresinde toprağa dik yerleştirilmesi, tekil bir sanat eserinden farklı bir davranış örüntüsüne işaret ediyor.
Fakat davranış örüntüsünü saptamak ile onun anlamını bilmek aynı şey değil. Arkeoloji, bir nesnenin nerede, nasıl ve hangi diğer buluntularla birlikte bırakıldığını büyük ölçüde yeniden kurabilir; fakat tarihöncesi insanın zihnindeki tek ve kesin sembolik açıklamayı her zaman geri getiremez.
Bu nedenle Gedikkaya için en sağlam sonuç şimdilik şudur: Epipaleolitik dönemde kaplumbağa biçimli nesneler belirli bir mekânsal düzen içinde tekrarlanarak kullanılmıştır ve kazı ekibi bunu ritüel davranışla ilişkilendirmektedir. “Dağ kültü”, “uzun yaşam inancı” veya belirli bir tanrı fikri ise yeni kanıtlar ve ayrıntılı bilimsel yayınlar gelmeden kesinleştirilemez.
Gedikkaya ayrıca Anadolu'nun tarihöncesi hareketlilik haritası açısından önemli bir noktada. Deniz Sarı'nın akademik çalışmalarında Orta Sakarya Vadisi'nin Doğu Akdeniz ve Orta Anadolu ile Kuzey Ege, Balkanlar ve Avrupa arasındaki kültürel etkileşimleri tartışmak için yeni veri sunduğu vurgulanıyor. Batı ve Kuzey Anadolu'nun Paleolitik/Epipaleolitik araştırmalarındaki yeni verileri karşılaştırmak için Karabük Yenice'deki Paleolitik buluntular üzerine haberimize de bakılabilir.
Arkeoloji.Biz'de İlgili Yazılar
- Mağaraların Sakladığı Kadim İzler: İnsanlık Tarihinin En Eski Katmanları — Mağara arkeolojisi ve stratigrafik bağlam.
- Karabük Yenice'de Paleolitik Dönem Keşfi — Kuzey Anadolu'daki erken insan hareketliliğine ilişkin başka bir araştırma.
- Modern Arkeolojide Metodoloji — Buluntudan önce bağlamın neden korunması gerektiğini anlatan dosya.
- Anadolu'da Neolitik Çağ — Gedikkaya'nın Epipaleolitik bağlamıyla daha sonraki Neolitik dönüşümü karşılaştırmak için.
- Şanlıurfa Neolitik Kazıları: Taş Tepeler Projesi — İlk sürümde yanlışlıkla bu buluntuyla karıştırılan, ancak bütünüyle farklı olan araştırma bölgesi.
Kaynakça
Kurumsal / Birincil Kaynaklar
- Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Arkeoloji Bölümü. “Bilecik İnhisar Gedikkaya Mağarası Kazıları.” Alanın konumu, araştırma geçmişi ve radyokarbon kronolojisine ilişkin kurumsal bilgi. Kurumsal sayfa.
- T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı / Bilecik Müzesi. Gedikkaya Mağarası Kurtarma Kazıları 2022 Yılı Kazı Çalışmalarına Ait Rapor, Deniz Sarı ve diğerleri. Kazı raporu.
- Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi. Gedikkaya Tepesi ve İn Mağarası için sürdürülebilir turizm planlama duyurusu, 18 Mart 2026. Alanın yaklaşık 16.500 yıl öncesine uzanan Epipaleolitik geçmişine ilişkin güncel kurumsal çerçeve. Kurumsal duyuru.
Akademik Kaynaklar
- Sarı, Deniz. 2024. “Anadolu Tarih Öncesi Dönemlerine Yeni Katkılar: İnhisar Gedikkaya Mağarası (MÖ 14500-4500).” Belleten 88(311): 1–43. DOI: 10.37879/belleten.2024.001. Tam metin.
- Sarı, Deniz. 2025. “Epipalaeolithic Ritual Practices at Gedikkaya Cave, Northwestern Türkiye.” Anatolian Research 31: 1–16. DOI: 10.26650/anar.2024.31.1563883. Makale.
2026 Keşif Duyurusunu Aktaran Kaynak
- Anadolu Ajansı. “25 turtle figurines dating back 16,500 years found in Türkiye”, 20 Ağustos 2026. Kazı başkanı Prof. Dr. Deniz Sarı'nın açıklamalarına dayanan; sayı, malzeme, ölçüler, kazı sezonu, yerleştirme ve yorumları aktaran haber. AA haberi.
Sık Sorulan Sorular
Kaplumbağa figürinleri Şanlıurfa'da mı bulundu?
Hayır. Buluntular Bilecik'in İnhisar ilçesindeki Gedikkaya Tepesi ve İn Mağarası Arkeolojik Kazı Alanı'nda bulundu. Şanlıurfa ve Taş Tepeler bilgisi yazının ilk sürümündeki bir hataydı.
Kaç kaplumbağa figürini bulundu?
Kazı ekibinin 2026 sezonu açıklamasında yaklaşık 25 kaplumbağa biçimli figürinden söz ediliyor. Bu nedenle “20'den fazla” doğru olmakla birlikte, güncel ve daha ayrıntılı ifade “yaklaşık 25”tir.
Figürinler hangi döneme ait?
Bulundukları arkeolojik bağlam MÖ yaklaşık 14.500–11.200 arasındaki Epipaleolitik kronolojiyle ilişkilendiriliyor. Gedikkaya Mağarası daha sonra Neolitik ve Kalkolitik dönemlerde de kullanılmıştır.
Kaplumbağa figürinlerinin her biri 16.500 yıllık mı?
Kamuya açık kaynaklarda her bir figürinin ayrı ayrı doğrudan tarihlendiğini gösteren sonuç yayımlanmış değildir. 16.500 yıla kadar uzanan tarih, figürinlerin ilişkili olduğu Epipaleolitik arkeolojik bağlamın radyokarbon kronolojisinden gelir.
Figürinler kesinlikle ritüel amaçla mı kullanıldı?
Ritüel kullanım, figürinlerin düzenli biçimde dairesel bir alan çevresine toprağa dik yerleştirilmesi ve mağaradaki daha önce belgelenmiş sembolik buluntular nedeniyle kazı ekibinin güçlü yorumudur. Ancak nesnelerin işlevini açıklayan doğrudan yazılı bir kanıt bulunmadığı için bu bir arkeolojik yorumdur.
Gedikkaya'da bir “dağ kültü” bulundu mu?
Henüz hayır. Kazı başkanı, tepenin kaplumbağaya benzetilmiş olabileceğini bir olasılık olarak tartışmış, ancak alanı kesin bir dağ kültü olarak tanımlamak için erken olduğunu belirtmiştir.