Jamaika'da Sualtı Arkeolojisi: UTC Öğrencilerinin Port Royal Keşifleri Discovery Channel'da

Jamaika'da Sualtı Arkeolojisi: UTC Öğrencilerinin Port Royal Keşifleri Discovery Channel'da

University of Tennessee at Chattanooga (UTC) öğrencileri ve araştırmacıları, Jamaika'nın sular altında kalmış tarihi limanı Port Royal'de gerçekleştirdikleri yüksek teknolojili sualtı arkeolojisi çalışmalarıyla Discovery Channel belgeseline konuk oldu. Araştırma, 17. yüzyılın en önemli ticaret ve korsanlık merkezlerinden birinin dijital belgeleme süreçlerine odaklanıyor.
Sualtı arkeolojisi batık kent belgeleme çalışmaları
Sualtı arkeolojisinde kullanılan modern üç boyutlu fotogrametri ve dijital haritalama teknikleri, deniz tabanındaki mimari kalıntıların yüksek çözünürlüklü modellerinin çıkarılmasını sağlıyor. Görsel: Museum of Photographic Arts Collections from USA / Wikimedia Commons.

Giriş

Sualtı arkeolojisi, gelişen görüntüleme teknolojileri ve uzaktan algılama yöntemleri sayesinde son yıllarda metodolojik bir dönüşüm yaşamaktadır. Bu dönüşümün en güncel örneklerinden biri, University of Tennessee at Chattanooga (UTC) Sosyal, Kültürel ve Adli Antropoloji Çalışmaları Merkezi (UTC-CSFA) ekibinin Jamaika'da yürüttüğü saha çalışmalarında görüldü. UTC öğrencilerinin ve akademisyenlerinin katılımıyla gerçekleştirilen sualtı araştırmaları, Discovery Channel'ın popüler bilim ve belgesel kuşağında yer bularak geniş kitlelere ulaştı.

Araştırma ekibi, Karayipler'in sömürge dönemi deniz ticaretinde kritik bir rol oynayan ve 1692 yılında meydana gelen büyük depremle sular altında kalan Port Royal liman kentinin kalıntılarını inceledi. Çalışmada, geleneksel dalış yöntemlerinin yanı sıra yüksek çözünürlüklü sonar sistemleri ve üç boyutlu fotogrametri teknikleri kullanıldı.

Tarihsel ve Arkeolojik Bağlam: Port Royal'in Çöküşü

17. yüzyılda Port Royal, İngiliz İmparatorluğu'nun Karayipler'deki en işlek ve en zengin limanlarından biriydi. Aynı zamanda dönemin ünlü korsanlarının ve özel harp yetkisine sahip denizcilerinin (privateers) ana üssü konumundaydı. Ancak 7 Haziran 1692 tarihinde meydana gelen ve yaklaşık 7.5 büyüklüğünde olduğu tahmin edilen şiddetli deprem, kentin üzerine kurulduğu kumlu yarımadada sıvılaşmaya (liquefaction) yol açtı. Bu jeolojik afet sonucunda kentin yaklaşık üçte ikisi dakikalar içinde Karayip Denizi'nin sularına gömüldü.

Arkeolojik açıdan Port Royal, "sualtı Pompeii'si" olarak nitelendirilebilecek nadir alanlardan biridir. Depremin ani gerçekleşmesi, dönemin günlük yaşamına ait binlerce organik ve inorganik buluntunun, mimari yapıların ve limandaki gemilerin olduğu gibi korunmasını sağlamıştır. Oksijensiz (anaerobik) çamur tabakası; ahşap yapı elemanlarını, halatları, deri malzemeleri ve metal mutfak eşyalarını günümüze kadar mükemmel bir şekilde muhafaza etmiştir.

Uzman Değerlendirmesi ve Metodoloji

Arkeolojik Metodoloji Analizi:

UTC ekibinin yürüttüğü çalışmalarda öne çıkan en önemli unsur, tahribatsız (non-destructive) belgeleme yöntemlerinin sualtı arkeolojisine entegrasyonudur. Klasik kazı yöntemlerinin sualtındaki hassas organik kalıntılara zarar verme riski taşıdığı durumlarda, dijital fotogrametri devreye girmektedir. Öğrenciler, sualtı kameralarıyla elde ettikleri binlerce yüksek çözünürlüklü fotoğrafı özel yazılımlarla birleştirerek batık kentin milimetrik hassasiyetteki 3D modellerini oluşturmuştur.

Bu yöntem, hem kültürel mirasın yerinde (in-situ) korunmasına olanak tanımakta hem de dünya genelindeki araştırmacıların fiziksel olarak alana gitmeden buluntular üzerinde çalışabilmesini sağlamaktadır. Lisans düzeyindeki öğrencilerin bu denli karmaşık bir sahada ve uluslararası bir belgesel projesinde yer alması, yeni nesil arkeologların teknolojik yetkinlik kazanması açısından büyük önem taşımaktadır.

Kaynakça ve Dış Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

Port Royal neden sualtı arkeolojisi için bu kadar önemlidir?

Port Royal, 1692 yılındaki depremle aniden sular altında kaldığı için dönemin sömürge yaşamını, ticaretini ve mimarisini dondurulmuş bir kesit halinde sunar. Oksijensiz deniz tabanı ortamı, normal şartlarda çürüyecek olan ahşap ve deri gibi organik malzemeleri günümüze kadar korumuştur.

UTC öğrencilerinin projede kullandığı ana teknoloji nedir?

Araştırma ekibi, sualtındaki mimari kalıntıları ve batıkları belgelemek için üç boyutlu (3D) fotogrametri, sonar tarama ve dijital haritalama teknolojilerini kullanmıştır. Bu sayede kalıntılara zarar vermeden yüksek çözünürlüklü dijital modeller elde edilmiştir.

Port Royal kalıntıları şu an nerede bulunuyor?

Kalıntıların büyük bir kısmı Jamaika'nın Kingston limanı girişindeki Port Royal sularında, yaklaşık 6 ila 12 metre derinlikte yer almaktadır. Çıkarılan taşınabilir eserler ise Kingston'daki Jamaika Enstitüsü ve yerel müzelerde sergilenmektedir.

Yazar Notu

Serkan Doldur, arkeolog ve Arkeologlar Derneği İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanıdır. Anadolu arkeolojisi, kültürel miras, tarihî kentler ve dijital belgeleme alanlarında çalışmalar yürütür.

Arkeoloji.Biz yayıncı logosu
Yayıncı

Arkeoloji.Biz

Arkeoloji, kültürel miras, müzecilik ve arkeoloji teknolojileri alanlarında güncel haber, araştırma ve değerlendirmeler yayımlayan bağımsız dijital yayın platformu.